27 Eylül 2010 Pazartesi

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması pimapen hakkında sizlere bilgi vereceğim.

Pimapen dediğimiz iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması zaman aklımıza o marka gelmez pvc pencere sekötür yani plastik iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması doğrama gelir.İnsanlar hatta pvc pencere işi yapan kişiler bile ne iş yapıyorsunuz diye sorulduğu zaman Egepen,winsa,fıratpen vb. markalar ile çalışsalar bile ” Pimapenciyim ” derler.Bunun en büyük sebebi sektörde ilk marka olan Pimapenin artık ismi sektörle özdeşleşmiştir.

Ben iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması sitemden bu yazıyı yazıyorum çünkü pimapen’in sadece marka olduğu asıl pvc pencere sektörü olduğu ve artık plastik doğramalar arasında kalite bakımından fark olmadığını söylemek istiyorum.Aslında bu aynı arabalar gibidir.Mesela 1.6 motor hacmi vs. tüm özellikleri aynı 2 araba ancak sadece estetik bakımdan farkları vardır.İşte artık pencerelerde böyle hepsi aynı plastik ama estetik bakımdan görünüşleri farklıdır.iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması sitesinin sahibi ve bu sektörde çalışan biri iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması olarak sizlere bunu öğretmen ve sizleri bilinçlendirmek istedim.Şuan en çok tutulan hem kalite hem estetik hemde fiyatı ucuz marka Egependir.

Egepen gerçekten son dönemlerde büyük ataklar yaptı.Özellikle görünüş yani estetik açıdan en güzel marka ve alanında 1. diyebiliriz.iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması blogunda sizler için yayınladığım bu makalemi umarım baştan sona okuyup söylemek istediğimiz anlamışsınızdır.


iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması

20 Eylül 2010 Pazartesi

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması çok fazla

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması için çok fazla iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması makalesi yazıyorum belkide katılmış olduğum ilk seo yarışması olan iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması için çok heyecanlıyım ve yarışma heyecanı ile birlikte gün boyu siteler özgün makaleler yazarak yarışma sitemin üst sıralar çıkması için '' iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması '' kelimesinde iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması siteme link veriyorum



Van Gölü'nde ki Akdamar Adası'nda bulunan Surp Haç Kilisesi'nde 95 yıl aradan sonra yapılan ayin, Ermenileri mutlu etti. Çok olumlu duygularla Van'dan ayrılan Ermeniler, Vanlıların kendilerine çok sıcak davrandığını söyledi. Ermenistan'dan gelen ve gazeteci olan Dzovinar Lokmagyozyan'da, Ermenistan'da iken gittiği SeVan Gölü'nde bir şişe içerisinde si alıp, Van Gölü'ne döktüğünü belirterek, bu iki gölün evliliğini yaptığını söyledi. İran'dan gelen ve Ermeni olan Dr. Vahik Ratevostan ise "Bunu burada çok iyi anladık ki buradaki insanlar bize düşman değil" diye konuştu.

Gevaş İlçesi'nde bulunan ve adayla aynı adı taşıyan Akdamar Surp Haç Kilisesi ayin günü tarihindeki en kalabalık gününü yaşadı. 95 yıl aranın ardından yapılan ayin ise Ermenileri mutlu etti. Van'a gelen yaklaşık 4 bin Ermeni, hem ibadetlerini yaptı, hem de Van yaşayan insanlarla kaynaşmayı sağladı. Van'daki insanların kendilerine çok sıcak davrandığını arkadaşlıktan öte kardeşlik teklif ettiğini belirten gazeteci Dzovinar Lokmagyozyan, sadece kitaplardan gördüğü Van'a girişinde ağlamaya başladığını söyledi.

Van GÖLÜ'NÜ SEVan GÖLÜ İLE EVLENDİRDİ

Dzovinar Lokmagyozyan, "Buraya gelene kadar hepimiz tarihte yaşıyorduk. ve buraya gelip insanlarla tanıştık. ve çok samimi insanlar gördük. ve benim için işin en ilginiz tarafında gördüğümüz insanların bize arkadaşlıktan öte kardeşlik teklif ediyorlardı. Bizlere birbirimizi daha çok tanıma imkanı verilmesini isterdim. Ermenistan'daki SeVan Gölü'ne gittim. Orda aklıma geldi bir şişe su doldurdum ve onu Van Gölü'ne akıtmayı düşündüm. ve bunu buraya ilk geldiğimde Van Gölü'nü ilk gördüğümde yaptım. Bu iki gölün evliliğini temsil edecekti. Her yıl buraya gelmek istiyorum. Başka bir yerde vakit kaybetmek istemiyorum" dedi.

ÇOK İYİ ANLADIK BU HALK BİZE DÜŞMAN DEĞİL

İran'da yaşayan ve Ermeni olan Dr. Vahik Ratevostan ise bu ayinin kendilerini çok etkilediğini söyledi. Dr. Ratevostan, "Samimi olmak istenirse ben buraya gelmeden önce, bize düşman olan bir yere gittiğimi düşünüyordum. Ama bize çok dostane yaklaştılar. Doğrusunu söylemek gerekirse bu kadarını hiç beklemiyordum. ve benim üzerime çok iyi bir etki bıraktı. Bence iki halkın birbirlerine iyi tanımaları için oturup samimi görüşmeleri gerekiyor. Haç'ın dikilmemesi Ermeniler üzerinde çok büyük bir etki yaptı. Ermeniler, Türkiye'nin çokta samimi olmadığını düşündüler. Yapılan ayin, ön adımdı. Bizi ileri götüren bir adımdı. Bende öyle bir intiba bıraktı ki aramızdaki buzlar çözülmüş değil, fakat çözülmeye başladı. Ama Van Halkına çok teşekkür ediyorum. Vanlılar bizi sokakta görüp 'Hoş Geldiniz' dediler. Bunu her yerde söyleyeceğim. ve bunu çok iyi anladım ki buradaki insanlar bize düşman değiller' diye konuştu.

Van'daki Akdamar Oteli sahibi Mustafa Kantarcıoğlu, iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması bu gelişlerin her iki tarafı da mutlu ettiğini, Van'dan ayrılanların memnun kaldıkların söyledi. Yaklaşık 4 bin Ermeni'nin Van'a geldiğini belirten Kantarcıoğlu,"Bu gelişler herkesi memnun etti. Van'da taksiciler, otelciler, lokantacılar, boyacılar, hediyelik eşya satanlar yani herkes bayram etti. Eğer burada 2 içinde en azından 2 Milyon TL harcandıysa bunu herkes paylaştı. Esnafın yüzü güldü" dedi.

TÜRK ERMENİ DOSTLUK GECESİ

Bu arada yapılan ayinin ardından Türkiye Ermenileri Patrikliğince, Türk-Ermeni Dostluk Gecesi düzenlendi. Geceye, Van Valisi Münir Karaloğlu, BDP'li Belediye Başkanı Bekir Kaya, Türkiye Ermenileri Patrikliği Genel Vekili Aram Ateşyan, Van Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zahir Kandaşoğlu ile ayin için Van'da bulunan çok sayıda yabancı konuk ve Vanlı katıldı. Gecede, ilk olarak patrikhane tarafından İstanbul'dan getirilen Surp Vartanants Korosu sahne aldı. Şef Adruşan Krikor Hallaçyan yönetimindeki koro, Erzurum yöresine ait "Sarı Gelin" şarkısını seslendirdi. Yaklaşık bir saat süresince Türkiye ve Ermenistan'daki çeşitli yörelere ait şarkıları davetlilerin beğenisine sunuldu. Koronun ardından, Van Vakıf bank İlköğretim Okulu halk Oyunları ekibi ve Ermeni asıllı 60 kişiden oluşan Maral Dans Topluluğunun sahne aldı. Topluluğun, Akdamar Adası'nda geçtiği söylenen iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması Gevaşlı genç ile Ermeni kızı Tamara'nın hikayesini anlatan "Tamara" isimli gösteri ise ayakta alkışlandı.

Van Belediye Başkanı Bekir Kaya ise Patrik Genel Vekili Başpiskopos Aram Ateşyan ve beraberindeki yaklaşık 30 din adamına akşam yemeği verdi. Merit Şahmaran Oteli'nde verilen yemeğe Ateşyan ve cemaatinin yanı sıra, Van Belediye Başkanı Bekir Kaya, BDP Van İl Başkanı Cüneyt Caniş, Siirt Belediye Başkanı Selim Sadak, Diyarbakır Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş, belediye başkan yardımcıları, il genel meclis üyeleri ve çok sayıda kişi katıldı. Ateşyan, kilisenin yaklaşık 11 asırdır kurulduğunu ve kurulduğu günden beri böylesi görkemli bir gün görmediğine belirterek "Gelenler, hep birlikte Müslüman ve Hıristiyan dualarını tanrıya iletmek için geldi. Kimisi eski günlerini yad etmek, kimisi anne babalarının yaşadığı evleri aramak, kimisi de eski komşularını kardeş gibi oldukları kişileri iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması aramak için geldi. Türkiye'de tarihi bir gün yaşandı" iye konuştu.

Van Belediye Başkanı Bekir Kaya ise, tarihi bir gün yaşadıklarını hatırlatarak, 'Bin yılların beraber yaşamışlığın sembolü olarak tekrar bir arada iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması bulunduk. Her ne kadar tarihte bazı acılar yaşanmışsa da halklar beraber yaşamışlardır. Adına ne derseniz deyin geçmişi geri getiremeyiz. Ama böylesi organizasyonlarla belki tarihte yaşanmış acıları bir nebze de olsa unutturur ya da o acıların anısına saygımızı dile getirmiş oluruz. Hepinize teşekkür ediyorum ve tekrardan hoş geldiniz" diye konuştu.

16 Eylül 2010 Perşembe

makalemiz iyinet yol frmtr

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması kelimesinde makalemizde iyinet ve iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması sitesi olarak sürekli güncel tuttuğum sitem her nedense sürekli sıralama değiştiriyor.Aslında biliyonuz 1. olacak adamım ama piyasa belli. :) Referanduma evet sonucu çıkması ile birlikte piyasalar acayip bir şekilde ceddine ve cemaline yükselişe geçti.Ve altın piyasası acayip oldu.Tabi ben altın ve borsadan değil başka bir şeylerden bahsetmek istiyorum.Şimdi değerli iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışmasına katılan yolumuz ve arkamız abilerim ben çok küçük yaşta evlatlık olarak fakir bir aileye verildim.Çok küçük yaşta evlendirdiler beni o ara sokaklarda dolanırken karşıma bir abi çıktı.Adı Ramiz. Abi dedim sen nerden geldin.Bak abisinin dedi sen artık Seko değil Ezelsin.Aklım karışmıştı ve rüyadan o anda iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması diyerek uyandım

21 Temmuz 2010 Çarşamba

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması link verilmesi

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması dönenlerin içinde bulunduğu minibüs, arıza nedeniyle duran kamyona çarptı. Kazada, 4 kişi öldü, 13 kişi de yaralandı.

Kaza, bugün saat 22.00 sıralarında Eskişehir- Bilecik Karayolu'nun 13'üncü kilometresinde meydana geldi. Konya'nın Akşehir iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması yaptıktan sonra Bursa'ya doğru yola çıkan konvoyda bulunan henüz sürücüsü belirlenemeyen 16 HN 361 plakalı minibüs, arıza nedeniyle park eden İsmail Hakkı Toplayan yönetimindeki 26 AD 143 plakalı kamyona arkadan çarptı. Kazada, minibüste sıkışan 3 kişi olay yerinde, biri de ambulansla hastaneye kaldırılırken yolda öldü, 13 kişi ise yaralandı.

Yaralılar ambulanslarla Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ), Yunus Emre Devlet ve Eskişehir Devlet hastanelerine kaldırılarak tedaviye alındı. Araçta sıkışan 3 kişinin cesedi, itfaiye ekipleri tarafından çıkartılarak ESOGÜ Hastanesi'nin morguna kaldırıldı.

Kaza yapan minibüsün arkasından gelen otomobilde bulunan damat Necati Duman, ölen yakınları için gözyaşı döktü. Necati Duman, iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması gelini alıp Bursa'ya dönmek üzere yola çıktıklarını söyledi. Kaza yapan minibüste yakın akrabalarının olduğunu belirten daman Necati Duman'ı jandarma ekipleri teselli etmeye çalıştı.

Jandarma ekipleri, kamyon şoförü İsmail Hakkı Toplayan'ı gözaltına alırken, kazada ölen ve yaralananların kimliklerinin tespiti için çalışma başlatıldı.

18 Temmuz 2010 Pazar

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması Apart 1 Plajı

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması Apart 1 Plajı
Karşıyaka Profesyonel Futbol Şube Eski Sorumlusu ve Detaysan A.Ş.'nin sahibi 45 yaşındaki Tuncay Şekerci, plajda futbol oynarken fenalaşıp hayatını kaybetti.

Olay, dün akşam Çeşme Ilıca Şantiye Evleri Mevkii'nde, Apart 1 Plajı'nda meydana geldi.

Şekerci, arkadaşlarıyla plajda futbol oynarken aniden fenalaştı. Olay yerine çağırılan 112 sağlık ekiplerinin müdahalesine karşın Şekerci, olay yerinde yaşamını yitirdi. Şekerci'nin naaşı Çeşme Alper Çizgenakat Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Şekerci'nin naaşının, Bostanlı Beşikçioğlu Camii'nde öğle namazına müteakip kılınacak cenaze namazının ardından defnedileceği bildirildi.

Geçen sezon Karşıyaka Spor Kulübü'nde profesyonel futbol şube sorumlusu olarak görev yapan Tuncay Şekerci'nin sahibi olduğu şirketin doktorunun geçen hafta kendisine yüksek tansiyon tanısı koyduğu ve dinlenmesi gerektiğini belirttiği iddia edildi.

3 Temmuz 2010 Cumartesi

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması -
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması -
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması -
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması -
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması -
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması -
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması -
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması -
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması

Denizli’nin Beşiktaş’taki yeni görevi

Denizli’nin Beşiktaş’taki yeni görevi

Beşiktaş Yönetim Kurulu Üyesi ve Basın Sözcüsü Mete Düren, siyah beyazlı takımın gündemindeki konularla ilgili açıklama yaptı.
Yazı Boyutu 10 12 14 16
Radyospor’da Özgür Sancar’la Haber Özel Programı’na katılan Düren, “Erman Toroğlu’nu iddia ettiği gibi Denizli’yle yollarımızı ayırmayı düşünmedik. Toroğlu’nun hem Denizli hem de benimle ilgili iddiası yerini bulmadı” derken, Mustafa Denizli’nin Beşiktaş’taki yeni misyonunu da açıkladı.

Düren, ayrıca, şu an hiçbir yabancı oyuncuyla temasta ya da pazarlık aşamasında olmadıklarını belirterek, ''Erman Toroğlu, neden geçen sezonki başarısız sonuçlardan Mustafa Denizli’yi sorumlu tuttuğumuzu iddia ediyor. Anlamadım. Benim için de kara kutu demiş. Tam tersi, ben basının merak ettiği ne varsa hepsine yanıt veriyorum. Gerektiği yerde açıklama yapmaktan hiç imtina etmedim. Toroğlu’nun iddiası zaten yerini bulmadı; bana yönelik benzetmesi de yerini bulmadı.'' dedi.

HER ZAMAN İLK AMACIMIZ DENİZLİ İLE DEVAM ETMEKTİ

Denizli'yle devam etmek istediklerini söyleyen Mete Düren, "Biz tabii ki Denizli’yle devam etmek istedik. Yoksa ligin bitimine 6 hafta kala neden yönetim kurulu birleşip, kendisiyle yeni sözleşme yapılması için uğraşsın. Biz Denizli’yle yeni sözleşme yapıyoruz. Toroğlu, “siz bakmayın o anlaşmaya diyor. Nasıl bir anlaşmadır ki bu bakılmayacak. Denizli’nin eski sözleşmesi 31 Mayıs’ta bitiyordu. Biz kendisiyle yaptığımız yeni sözleşmeyi neden eski sözleşme süresi bitmeden federasyona verelim. “Yeni sözleşmeyi Federasyon’a bile vermediler diye iddialarına gerekçe bulmak isteyenler de yanıldılar. O dönemde Denizli’nin sağlığıyla ilgili kafasında soru işaretleri oluşmayı başlamıştı." dedi.

DENİZLİ’NİN BEŞİKTAŞ’TAKİ YENİ MİSYONU

Mustafa Denizli'yle bağlarının kopmadığını vurgulayan Düren, "Başka bir iş tanımı çerçevesinde yeni bir gönül bağı, birlikteliğimiz başladı. Beşiktaş’ın gençlerini, dolayısıyla geleceğini ona emanet edeceğiz. Mustafa Denizli gibi kalpten bir Beşiktaşlının birikim ve deneyimini kullanmamamız söz konusu olamaz. Denizli’nin arzusu da bu yönde çalışmaktır. Belki yurtdışında önemli yetenekleri gözlem altına alacak. “Ben Beşiktaş’ın gençlerini ele alıp, ileride milyonlarca euroya mâl olacak futbolcuları almanıza gerek kalmadan, transferleri kendi bünyenizden çıkarmanızı sağlayacağım” diyor. Yıllardır böyle bir şeyin özlemini duyduk. Bu çalışmayı yapmak için Gordon’dan tutun da Serpil Hamdi Tüzün’e kadar pek teknik adam geldi; ama hiçbir zaman istediğimiz verimi alamadık bu konuda." ifadelerini kullandı.

ŞU ANDA HİÇBİR YABANCI OYUNCUYLA GÖRÜŞMÜYORUZ

Transfer konusuna da açıklık getiren Mete Düren, "Gündemimizde şu anda yeni yabancı oyuncu transferi yok. Böyle bir şey söz konusu değil. Öncelikle dolu olan yabancı kontenjanımızı boşaltmak istiyoruz. Bu iş bittikten sonra teknik heyetten bir talep gelirse, o zaman harekete geçeriz. Şu anda yabancı transferi konusunda yapılan ya da yapılmış, yürüyen bir pazarlık söz konusu değil. Hangi oyuncularımızla yollarımızı ayıracağımız kamp sonrası belli olacak. Schuster’in kamp sonrası vereceği rapor doğrultusunda bazı yabancı oyuncularla yollarımızı ayıracağız." ifadeleriyle sözlerini bitirdi.

1 Temmuz 2010 Perşembe

uzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde bir okuldaki Kuran kursunu

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde bir okuldaki Kuran kursunu basan eğitim sendikası ve derneği yetkilileri, öğretmen ve öğrencileri dışarı çıkararak, okul önünde gösteri yaptı.

Yaz tatilinin başlamasıyla beraber çocuklarının dini eğitim almasını isteyen velilerin talebi üzerine harekete geçen KKTC Milli Eğitim Bakanlığı ve KKTC Din İşleri Dairesi, yaz kuran kurslarının okullarda verilmesini kararlaştırmıştı. Milli Eğitim Bakanlığı'nın okullarda Din İşleri Dairesi'nin ise camilerde yapılmasını istediği yaz kuran kursları KKTC'de yine baskınla gündeme geldi.

Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) yetkilileri ile Orta Eğitim Müdürleri Derneği Başkanı Niyazi Şafakoğlu, bazı okullarda Dini Bilgiler Öğretimi kursları düzenlendiği gerekçesiyle bugün Lefkoşa Demokrasi Ortaokul'unda eylem gerçekleştirdi. KKTC Milli Eğitim Bakanlığı ve Din İşleri Dairesi'nin ortak hazırladıkları müfredata göre işleme başlayan kurslara, sendikalar yine müdahale etti.

KKTC Din İşleri Dairesi Başkanı Yusuf Suiçmez konuyla alakalı olarak Cihan'a yaptığı açıklamada, yapılan bu baskıları tasvip etmediklerini belirtti. Toplumun taleplerine cevap vermek istediklerini ve bunu Milli Eğitim Bakanlığıyla koordineli bir şekilde götürdüklerini belirten Suiçmez, "Sendikaların bu tavrı sürerse yasal işlem başlatılacak. Herkes sınırlarını bilmeli." şeklinde konuştu.

Adnan Eraslan başkanlığındaki KTOEÖS heyeti ve Orta Eğitim Müdürleri Derneği Başkanı Niyazi Şafakoğlu, ilk önce Demokrasi Ortaokulu'nu basarak öğretmen ve öğrencileri dışarı çıkardıktan sonra okullarda Kuran kursu açılmasını protesto etti. Ardından "din eğitiminin verildiği" başka bir okul olan Değirmenlik Lisesi'ne giderek tepkilerini dile getirdi.

KTOEÖS Başkanı Adnan Eraslan, Demokrasi Ortaokulu'nda yaptığı açıklamada, Atatürkçü, laik bir eğitim anlayışını benimsediklerini ve bugüne kadar bununla gurur duyduklarını söyleyerek, "Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) destekli Kuran ve Arapça kursları verilmesine karşıyız." dedi. "Yobaz ve gerici bir eğitim sisteminin" KKTC'ye getirilmeye çalışıldığını savunan Eraslan, bunun daha ileri noktasının cinsiyet ayrımı, türbana ve yazıda Arapça harflerinin kullanılmasına kadar varabileceğini iddia etti. 1 Temmuz - 30 Ağustos tarihleri arası okulların tatil olduğuna dikkat çeken Eraslan, "İzinsiz ve yetkisiz kişiler tarafından okulların açılarak Kuran kursları düzenlenmesini nerede olursa olsun engellemeye çalışacaklarını." söyledi.

"UBP okullarımızı medreseye dönüştüremez" başlıklı basın bildirisini okuyan KTOEÖS Eğitim Sekreteri Hasan Sarpten ise KKTC Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın yasaları hiçe sayarak "Dini Bilgiler Öğretimi" adı altında Kuran kursları başlatmasının "gerici ve yobaz icraatlara onay vermek" anlamına geleceğini savundu.

KKTC Başbakanı İrsen Küçük'ün, toplum lideri Dr. Fazıl Küçük'ün soyadını taşıdığını kaydeden Sarpten, bu bağlamda Küçük'ü Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalmaya ve "siyaset uğruna" doğrularından ayrılmamaya çağırdı.

"Eğitim Bakanlığı'nın, dini bilgiler adı altında ülke vatandaşı ve öğretmeni olmayan kişilere din eğitimi dersi verdirmesinin birileri tarafından dayatıldığını" savunan Eraslan, okula geldikleri zaman bazı öğrencilerin abdest aldığını gördüklerini, çocukların çeşitli (ilkokuldan ortaokul seviyesine kadar) yaş gruplarına mensup olduklarının da dikkatlerinden kaçmadığını sözlerine ekled

21 Haziran 2010 Pazartesi

Yalım iyinet frmtr trkygnclr webmaster Erez seo yarışması hayatı

Yalım Erez hayatı ( 1944)
Yalım Erez

İşadamı. Sanayi eski bakanı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) eski başkanı. Haznedar Tuğla başkan vekili.

1944'te Van'da canlı hayvan ihracatçılığı yapan İhsan Erez'in ilk oğlu. Erez ailesi 1951'de İstanbul'a göçtü. İstanbul'daki ilk yıllarında, Van'da başlattıkları canlı hayvan ihracatını sürdürdüler. Müteahhitlik yıllarının ardından 1952'de sanayicilik macerası başladı… Merter'de ateş tuğlası üreten Haznedar Tuğla fabrikası satılıyordu. Baba Erez üretime 1927'de başlayan bu iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması. Önce inşaat sonra ateş tuğlası üretimine geçti.

Yalım Erez İstanbul Üniversitesi Kimya Mühendisliği Fakültesi'ne girdi. Öğrenci olaylarının en yoğun olduğu yıllarda öğrenci cemiyeti başkanlığı yaptı. Bir gün arkadaşları ondan izinsiz boykot yapınca, önce okula gelip boykotu kırdı, ardından da öğrenimine son vererek babasının fabrikasında iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması etti. Erez, 1999 yılında Star Gazetesi'nde yayımlanan röportajında Jale Özgentürk'e o yılları anlatırken "Radikal olmadım hiçbir zaman. Sağ-sol ayrımı yapmadım. Doğrulardan yana oldum" diyor.

160 çalışanlı Haznedar Tuğla'yı, kardeşi Zekai Erez'le birlikte yürütüyor. "Dünyanın hiçbir ülkesinde üretim yapmak isteyene bu kadar zorluk çıkarılmaz" diye yakınmasına karşın sanayiciliği, üretmeyi, başarının karşılığını hemen almayı çok seviyor.

1978'de İTO yönetim kurulu üyesi olan baba Erez'den bu görevi devraldı. 1982'de başkanvekili, 1988'de de başkan oldu. Siyasete giden yolun taşlarını bu örgütlerden döşedi… iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması arasında başkanlık yaptı. Bu süre içinde Türkiye'yi bir baştan bir başa dolaştı. 1995'te DYP'den Muğla milletvekili oldu. 53-54-55'inci hükümetlerde sanayi bakanlığı yaptı. Siyasete geçince görevlerini oğlu Salih ve kardeşi Zekai Erez'e devretti.

Anayol, Refahyol, Anasol… Bu hükümetlerin hepsinde hem kurucu oldu hem 'dağıtıcı'. Siyaset sahnesinde kısa bir dönem de olsa etkin rol oynadı. Basına verdiği demeçte DYP Lideri Tansu Çiller'i politikaya kazandırdığını söyledi. Çiller'in A takımında yer aldı. Kimine göre değişimin, kimine göre de siyasetteki bozulmanın sembolüydü…

Aralık 1998'de ise kısa süreli siyasi yaşamının en önemli sorumluluğunu üstlendi. Hükümeti kurmakla görevlendirildi. Ancak başbakanlığın kapısından döndü. Sonra da kendi nitelemesiyle "politikaya" kısa bir süre için ara verdi." İş yaşamına döndü.

Evli, üç çocuk babası.


HAKKINDA YAZILANLAR

Büyük Kulüp Üyesi
Para, 10-12-95

(. . . . ) Kamuoyunda, Hükümetler kurup hükümetler düşüren patronlar kulübü' olarak bilenen ve merkezi Istanbul'da olan Cercled'Orient (Büyük Kulüp), Başbakan Necmettin Erbakan'ın RP-DYP koalisyon hükümetine de bakan olarak üç üye verdi: Nafiz Kurt, Mehmet Ağar ve Yalım Erez. Cercled'Orient, (Tansu Çiller'in) bundan önceki koalisyon hükümetlerinde Cercle d' Orient'nçi ve DYP'li sözkonusu üç bakan Erez, Ağar ve Kurt, hükümet protokolü çerçevesinde icraatları yakından takip edecek, dış dünyaya güvence teşkil edecek. (. . . )



Yalım Erez
Gülçin Telci
Hürriyet 19 Ağustos 1995

Saha kenarında durup, ortasında oynamış kadar etkili olabilecek düzeyde akıllı. . . Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB) siyasete karışmasının Anayasaya aykırı olduğunu hatırlatanlara, "Tobb Başkanı olarak değil, vatandaş Yalım Erez olarak hareket ediyorum" diyecek kadar cüretkar.

·Bakanlara ayağa kalkmadan, "Sen şöyle otur, sen öbür tarafa geç" diyecek kadar güçlü bir kişi. . . Oyunu kendi kuralına göre oynamayı seven ve kendi kuralını "gücünü güçlendir" şeklinde izah eden Erez, Başbakanlık koltuğuna taşıdığı Tansu Çiller'e "Erkek kardeş eksikliğimi giderdim" dedirtecek sevgisini kazanmış. . . Tabi aynı şekilde Yalım Erez de, Çiller için, "Kızkardeş eksiğimi giderdim" diyerek sevgisini ve bağlılığını sergiliyor. . .

·Yakın çevresinin "Sen Başbakan olacak adamsın" dediği Yalım Erez, kendisi milletvekili seçilemeyince, bir dönem Bedrettin Dalan'a, daha sonra da hem İstanbul Ticaret Odası'nda, hem de TOBB'da kendisine danışmanlık yapan Tansu Hanım'ın seçilmesi için büyük destek verdi.
·
* Her an için politikaya tekrar atılmayı düşünen Erez'in dost çevresine göre beklentisi şöyle: "Kızkardeşi, Yani Tansu Hanım Çankaya'ya çıkacak. Çıkarken de elini Yalım Erez'e uzatıp, onu Başbakan yapacak. . . "
Yalım Bey, Anayasa değişikliği ile milletvekili koltuk sayısının artmasına en çok sevinenler arasında. . . Geçen seçimlerde iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması, belli ki bu kez bacadan girmeyi deneyecek!. .

* Azarları ile ünlü
Yalım Erez, son yıllarda iş dünyasına yönelik "azarlamalarıyla" da dikkati çekti.
Sakıp Sabancı'ya, "Klinik vaka" dedi.
Ege Sanayi Odası Başkanı (EBSO) Selim Yaşar'a "mülayim" demeyi uygun gördü.
Türkiye'nin notunu düşüren, sonra da artırmayan Standard and Poor's temsilcileri, TOBB'u ziyaretlerinde yine Yalım Bey'Den iyi bir azar işitti. . . "Türkiye iç borçlarını aksatmadan öder mi?" sorusunu sorduklarına bin pişman ayrıldılar Erez'in yanından. . . Erez onlara, "İç borç ödemelerimiz sizi niye ilgilendiriyor. Bu soruyu nasıl sorarsınız" diye çıkıştı. . .
* Rahmi Koç ise, Erez'in değişik bir uygulamasıyla karşılaştı. Erez, bu uygulamasıyla Koç'a bir anlamda TÜSIAD Yüksek İstişare Başkanı'yken hükümete yönelik sert eleştirilerinin bedelini ödetmiş oldu.
Rahmi Koç, kendisinin Milletlerarası Ticaret Odası Başkanlık koltuğuna oturması şerefine verilen ve TOBB'un ev sahibi olduğu yemekte boş masalara konuşmak zorunda kaldı. Oysa Koç'un çabası ile kuruluşunun 75. yılında Milletlerarası Ticaret Odası'nda başkanlık bayrağı Türkiye'ye geçmişti. . .
* Bülent Eczacıbaşı'nın başkanlığı döneminde üyesi olduğu derneğe karşı sert çıkışları yüzünden TÜSIAD'ın Haysiyet Divanı'ndan "uyarı alan ilk üye" olma şerefine de kavuştu Yalım Erez. . . Bu uyarıdan sonra, istifasının isteneceğini önceden öğrenip, hemen kendisi istifa etti TÜSIAD'dan. . .
·Zamanın TÜSIAD Başkanı Halis Komili'ye ise, "Şov yapma, ben daha iyisini yaparım" diyerek, iyi bir "showman" olduğunu vurguladı.

* Görevini uzattı
Prof. Doğu Ergil'e hazırlattığı Güneydoğu Raporu'nun kamuoyunda büyük yankı uyandırması üzerine, TOBB'a bağlı odalardan çatlak sesler yükselmeye başladı. Ama Erez için bu sesler o kadar önemli değildi. . . iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması bu olayın Anayasa'ya aykırı olduğunu savunup, dava açmıştı, ama Türkiye'deki mahkemelerin hali belliydi. . .
Oda seçimlerinin bir yıl ertelenmesi, "Yalım Bey gelecek genel seçimlerde yine milletvekilliğine aday olacak. İşini sağlama alıp, zamanını bir de TOBB seçimlerine harcamak istemedi herhalde" yorumlarına da yol açtı. . .

* Yalım Bey, Güneydoğu raporu öncesi, TOBB'un etkin olduğu bir başka örgüte, İktisadi Kalkınma Vakfı'na bir rapor hazırlattı. Bu rapor, pek suya sabuna dokunmayan, sanki nabız yoklayan bir havadaydı.
* Yalım Erez, daha sonra basına yolladığı bir mektupla, Güneydoğu sorununun çözümü için, "Korsika Modeli"ni önerdi.


Manzara
Taha Kıvanç
Zaman 15 Ağustos 1995

Türkiye'de birçok liderin neredeyse müşterek burcu olan Akrep, Yalım Erez'in de burcu olarak karşımıza çıkıyor.

Erez, bir dergideki söyleşide şöyle diyor:
* "Ne zaman bir dernek, birlik, kulüp gibi yere gitsem, bir süre sonra lider olurum. Liderlik benim hamurumda var. Ancak, hayatımın hiçbir döneminde hiçbir yere, hiçbir kimsenin desteğiyle gelmedim. Liderliğe hep kendim öğrenerek, kendi çalışma ve gayretimle sahip oldum. "
İlkokulda sınıf mümesilliği ile başlayan liderlik onu şimdilik TOBB Başkanlığı koltuğuna kadar getirmiş. Ailesi ile ilgili olarak Erez şunları söylüyor:
"Baba tarafım aşirete mensup bir aileydi. Babamın ilk ismi olan Enis, babamın dedesinin ismiydi. Dedem ise Pirey Ağa olarak tanınan yörenin namlı bir aşiret reisiydi. 1951 yılına kadar Van'da büyüdüm. Sonra ilkokul çağlarımda Istanbul'a geldik. "

20 Haziran 2010 Pazar

Yücel Sayman hayatı

Yücel Sayman hayatı için konumuzda bulunmaktasınız.( 1939)
1939 Konya doğumlu
1958 yılında Saint Joseph Lisesi’ni, 1962’de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi
1963 yılında İstanbul İstanbul Çüniversitesi Hukuk Fakültesi’ne asistan olarak girdi.
1969 yılında Strasbourg Hukuk Fakültesi’nde doktorasını verdi.
1978 yılında doçent oldu.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ‘Devletler Özel Hukuku’ Anabilim dalında öğretim üyesi
1996 Ekim ayında İstanbul Barosu Başkanlığı’na seçilen avukat dr. Yücel Sayman, 1992 yılından bu yana Uluslararası Avukatlar Birliği Başkan Danışmanı sıfatıyla birliğin yönetim kurulu üyeliğini de yapıyor.

18 Haziran 2010 Cuma

Sinema oyuncusu Yavuz Hekim hayatı

Sinema oyuncusu Yavuz Hekim hayatı

Yavuz Hekim, 3 Kasım 1977 İstanbul doğumludur. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'e doğal haliyle benzerliğinden ötürü gelen tekliflerle ilk olarak Latife Hanım isimli belgesel filmde rol alarak oyunculuğa adım atmıştır. Aktörlük mesleğini benimsemesiyle çeşitli oyuncu koçlarında eğitim alan Yavuz Hekim, Mehmet Ali Birand'ın yaptığı Latife Hanım isimli belgesel filmin ardında Mustafa Altıoklar'ın yaptığı Emret Komutanım isimli yapımda Atatürk'ü canlandırmıştır. Akabinde TRT 1 tv için yapılan yapımcılığını Nuran Bayer'in yaptığı Mustafa Kemal’den Atatürk'e isimli filmde ve Tahsin İşbilen'in yönettiği Türk Milleti Hazırdır isimli filmde Atatürk'ü canlandırmıştır. İzmir Ekonomi Üniversitesi ve Afyon Kocatepe Üniversitesi’nin düzenlediği tiyatral etkinliklerde'de Atatürk'ü canlandıran Yavuz Hekim, 2009 ekim ayında İsrail'in Jaruselam ve Telawiv kentlerinde çekilen yönetmenliğini İsrail'li yönetmen Dan Wolman'ın yaptığı Valley of Strength isimli sinema filminde bir Osmanlı askeri ateşesini oynamıştır. İtalyan yönetmen Giulio Tarantino'nun yaptığı çekimleri İtalya Bologna'da yapılacak olan Matrioska The Last Take isimli sinema filminde oynamak üzere anlaşan Hekim, 2010 mayıs ayında bu projede yer alacaktır. Yavuz Hekim bir çok üniversitelerde ve kurumlarda girişimcilik ve başarı stratejileri konularında konferans vermiştir ve vermektedir. Birçok devlet büyüğünden takdir belgeleri ve plaket alan Hekim, çalışmalarını yurt içinde ve yurt dışında sürdürmektedir.

13 Haziran 2010 Pazar

2. beyazı hayatı

Beyazid(2.)hayatı bu sitede yayınlanmaktadır. ( 19.09.1447)- (27.06.1512)
Osmanlı padişahlarının sekizincisi.

Saltanatı: 1481-1512
Babası: Fatih Sultan Mehmed Han - Annesi: Sitti Mükrime Hatun
Doğumu: 3 Aralık 1447 Vefatı: 26 Ağustos 1512

Küçük yaştan itibaren tam bir ihtimamla yetiştirilen şehzade Bayezid, devrin en mümtaz alimleri elinde tahsil gördü. Yedi yaşında iken, Amasya valisi oldu. 1473 Otlukbeli Savaşı'na sağ kol kumandanı olarak katıldı. Babası Fatih Sultan Mehmet'in ölümü üzerine, 20 Mayıs 1481'de tahta geçti.

Ancak Bayezid, kardeşi Cem Sultan'ın muhalefeti ile karşılaştı. Bursa'yı alan ve adına hutbe okutan Cem'e karşı, Yenişehir savaşını kazanan Bayezid duruma hakim oldu. Fakat Cem meselesi sona ermedi. Tersine olarak bu iş, doğu ve batı devletlerinin en çok ilgilendikleri bir problem halini aldı ve imparatorluk bu yüzden daimi bir tehdit altına girdi. Çünkü Papa, Cem vasıtasıyla Avrupa'da Osmanlılara karşı büyük bir ittifak kurabilmek için faaliyete girmişti. Ona göre Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılması için en müsait vakit gelmişti. İşlerin tehlikeli bir yola girdiğini gören Bayezid Han, bu sebeple 16 Ocak 1482'de Venediklilerle bir anlaşma imzalayarak hristiyanlığın en kuvvetli uzuvlarından birini felce uğrattı ve zahiren de olsa onların dostluğunu temin ederek, 17 yıl Osmanlılar aleyhindeki teşebbüslere seyirci kalmalarını sağladı.

Boğdan voyvodasının yıllık vergisini ödememesi ve aleyhte faaliyetleri üzerine 1484 yılında sefere çıkan Bayezid, 15 Temmuz'da Kili ve 11 Ağustos'da Akkerman kalelerini fethetti. Bu sırada Sultan Bayezid'in Dulkadir Beyliği üzerindeki hakimiyet meselesi yüzünden, Mısır-Memlük sultanı ile arası açıktı. Daha sonra Memlüklülerin, Cem Sultan'a sahip çıkarak onu Bayezid'e karşı kışkırtmaları ve Osmanlı hacılarına karşı güçlük çıkartmaları iki devlet arasında bir harbe sebebiyet verdi. Belirli aralıklarla altı sene süren savaş, küçük birliklerin vuruşmaları şeklinde cereyan etmiş ve kesin bir netice elde edilememiştir.

Sultan Bayezid, kardeşi Cem'in 1495'te Napoli'de vefat etmesinden sonra , Osmanlı Devleti'nin dış politikasına başka bir yön verdi. 1498 senesi ilk ve sonbaharında Silistre sancakbeyi Bali Bey kumandasında 40 bin kişilik akıncı birliği, Lehistan'a Osmanlı tarihinin en büyük akın hareketlerini gerçekleştirdiler. Bu arada Venediklilerin Mora üzerine tecavüzî hareketlerde bulunması üzerine de Sultan, 1499'da Mora seferine çıktı. 25 Ağustos'ta İnebahtı, 9 Ağustos 1500'de Modon ve 16 Ağustos'ta Koron Venediklilerden alındı.

Bayezid Han batıda daha önemli fetihlere başlama noktasında iken, doğuda büyük bir tehlike ile karşı karşıya kaldı. Bu sebepten dolayı, 1502'den sonra zamanını Safevi hükümdarı Şah İsmail'in türlü entrikalarını karşılamaya hasretti. Memlüklülerle birlikte ona karşı askeri tedbirler aldı. Fakat bilhassa onunla bir ihtilafa düşmemeye çalıştı. Çünkü Anadolu'da kalabalık bir halk kütlesi, Şah İsmail tarafını tutuyordu. Nitekim 1511'de patlak veren Şahkulu Baba Tekeli isyanında Kütahya'yı ele geçiren ayaklanmalar güçlükle bastırılabildi.

Sultan Bayezid'in son yılları saltanatı ele geçirmek isteyen oğullarının mücadelesine de sahne oldu. Neticede kardeşlerine karşı daha dirayetli olan ve yeniçeriler tarafından da desteklenen oğlu Selim'e, Allahü teala mübarek etmesi dileğiyle saltanatı teslim etti (25 Nisan 1512).

Bayezid Han daha sonra Dimetoka'daki saraya giderken Abalar köyü mevkiinde hastalanarak 26 Ağustos 1512 günü vefat etti. İlim sahibi, takva, adalet ve merhametten ayrılmayan, vakarlı ve hilmiyle meşhur bir padişah olduğu için "Veli Bayezid" olarak da bilinir. Bayezid meydanında kendi külliyesi ile birlikte caminin inşası bitince padişah olduğu için; "Her kim ömrü boyunca ikinde ve akşam namazlarının sünnetlerini terk etmemiş ise, ilk Cuma namazında o imam olsun" buyurmuştu. Bu hususta kendisinden başka kimse çıkmamış, sulhde ve seferde hiçbir sünneti bırakmadığı için namazı kendisi kılmıştır. Sultan Bayezid'in mührünü taşıyan sayısız yazma eserin Türkiye ve Avrupa kütüphanelerinde bulunması onun kültür faaliyetleri arasında dikkati çekmektedir. Memleketin her tarafında imar faaliyetlerini devam ettirdi. Yaptırdığı en önemli eserler arasında, Amasya'da medrese, cami ve zaviye, Edirne'de bir darüşşifa ve İstanbul'da Bayezid Camii, medrese ve imareti başta gelmektedir.

30 Mayıs 2010 Pazar

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması Yasemin Boran



Yasemin Boran
HAKKINDA YAZILANLAR
Yıldızların tatlı cadısı
MUHARREM SARIKAYA
Hürportreler Hürriyet 2002 İlavesi

Dizi Araştırma Bölümü'nden Emel Armutçu telefonda ‘‘Muharrem, Yasemin Boran'ı yazacaksın’’ dediğinde bir an duraksadım.

Yasemin Boran ile hayatımda, iki kez karşılaştım.

İlki, iki yıl kadar önceydi.

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile röportaj yapmak için Ankara'ya gelmiştin.

Sedat Ergin'in odasının kapısında Çankaya'ya giderken karşılaşmıştık.

Heyecan içindeydin.

Çankaya Köşkü'ne gittiğimizde, o heyecanla iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması unuttuğun haberi gelmişti.

İkinci karşılaşmamız İstanbul'da Hürriyet'in VIP salonundaydı.

Yazı işleri kadrosuyla akşam sohbetindeydik.

Uzaktan göründüğünde ‘‘Gazetemizin büyücüsü hoş geldin’’ diye masaya davet etmişlerdi.

Yüzündeki gülümseme ve çevrene yaydığın renk doygunu elektrik, bana bir zamanların televizyon dizisi ‘‘Tatlı Cadı’’yı anımsatmıştı.

İtiraf etmem gerekir ki, gazetedeki uzmanlık alanın astroloji, burçlar, renkler ve kokular ile hiç ilgili olmadım.

Zaten Ankaralı bir gazeteci için renk, bürokratik ve iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması farklı boyut, koku ise kulislerden ve telefonlardan gelen fısıltılı sestir.

Emel duraksamamı hissetmiş olacak ki, ‘‘Hangi yazarın, hangi yazarı yazacağını Ertuğrul Özkök belirledi’’ deme gereği duydu.

‘‘Genel Yayın Yönetmeni'nin bir bildiği vardır’’ deyip telefonu kapattım.

İşte, seni yazma hazırlığım 11 Aralık'taki bu hoş talimatla başladı.

Yener Süsoy'un seni anlatan röportajından hafızamda kalan kırıntılar ve ve Kaz Dağı'ndaki ormandan kesilen ağaçları kurtarma mücadelendeki başarın dışında hakkında fazla bilgi sahibi değildim.

Onun için seninle ilgili ne kadar yazı çıktıysa günlerce okudum.

Kim yakın arkadaşın, onu da bulup konuştum.

Gördüm ki ilgi alanın, Neptün'ün sezgisi, Venüs'ün etkisi, Mars'ın çekiminden daha geniş.

Karşımda, astroloji kadar, çevre, psikoloji, sosyoloji iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması da dosyasına hakim birini buldum.

Bir dergide, 16 ve 18 yaşlarında iki çocuk sahibi olduğunu okuyunca, ‘‘Hadi be sen de’’ dedim.

Nedeni İstanbul'daki karşılaşmamızdaki görünümünden olsa gerek.

Mor şortun, kırmızı çorapların, fıstık yeşili kazağın, yüzüne çocuksu şekil veren kıvırcık saçlarının sende yarattığı cıvıl cıvıl küçük kız çocuğu görünümünle, iki çocuk annesi olduğuna inanmak için bin şahit gerek.

Seni araştırırken, bir parça astroloji öğrendim. iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması

Baktım sen balıksın, ben ise koç... Sen su, ben ateş... Zodyak'ın biri ilk, diğeri son, birbirlerine en uzak iki burcu.

Veya, Güneş'te yanyana gelen iki komşu.

Herhalde, seni yazmamı istemelerindeki neden de bundandır.

Çocukların, kedilerin, çevren, güleç dost yüzünle nice yıllara.

23 Mayıs 2010 Pazar

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması



Zamanın birinde bir oduncu, ormanda odun keserken çalı arasında bir yılana
raslamis. Elindeki baltayı kaldırıp yılanın başını vurmak üzereyken bir an
göz göze gelmiş. Yaradana olan aşkı -yılan bile olsa- yaratılana yansımış ve yılanı vurmaya kıyamamış. Yılan da duygulanmış, dile gelmiş.Ey insanoğlu, sen bana kıyamadın, ben de sana bir iyilik edeceğim demiş.Bir kör kuyuya dalmış ve kaybolmuş.
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
Biraz sonra ağzında bir altın lira ile dönmüş ve oduncuya uzatmış.
"Bundan böyle ömür boyu sana her gün bir altın lira vereceğim."
Oduncu altını bozdurmuş ve evinde o gün şenlik olmuş. Hiç kimseye olan biteni anlatmamış, ailesi dahil.Herkes sadece oduncunun çok çalıştığı için durumunun düzeldiğini zannetmiş.Yıllar boyu her gün o kör kuyunun başına gitmiş, yılan ile bulusmuş ve altınını almış.iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
Gel zaman git zaman, oduncu ağır hastalanmış. Kuyunun başına gidemez olmuş. Bir kaç gün geçince bolluğa alışmış evinde darlık başlamış. Oduncu oğlunu yanına çağırmış ve yılanın sırrını anlatmış.
"Git kör kuyunun başına ve oğlum olduğunu söyle, yılan sana altın verecek"
demiş. Oğlu inanmamış ama gitmiş, yılan önce saklanmış, sonra ortaya çıkmış.
Onun oduncunun oğlu olduğuna iyice kanaat getirince de kuyuya inip bir altın
getirmiş. Oğlan önce inanmadığı hikayenin gerçek olduğunu görünce hırsa kapılmış, kimbilir daha ne kadar altın var kuyudan içeride demiş....Hırsla yılanı öldürmek için bir hamle yapmış, ıskalamış ama yılanın kuyruğunu koparmış. Yılan da can havliyle dönüp oğlanı sokmuş ve öldürmüş.
Akşam yaklaşıp da oğlu gelmeyince oduncu iyice endişelenmiş.iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması Hasta yatağından sürünerek bile olsa kalkmış.

18 Mayıs 2010 Salı

Ahmet iyinet frmtr trkygnclr altan webmaster seo yarışması

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması


gazeteci, yazar

Taraf gazetesi genel yayın yönetmeni


1950 yılında doğdu. Orta ve lise öğrenimini iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması çeşitli okullarda dolaşarak tamamladı. Orta Doğu Teknik Üniversitesine devam etti. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ni bitirdi. Yirmi dört yaşında gazeteciliğe başladı. Gece muhabirliğinden, genel yayın müdürlüğüne kadar gazeteciliğin hemen hemen bütün kademelerinde çalıştı. 1987 yılında köşe yazarı oldu. 1990'da genel yayın müdürüyken gazeteciliğe ara verdi. Çeşitli televizyon iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarismasi programları hazırladı. Birçok yazısından dolayı yargılandı. 1995 yılında bir buçuk yıla mahkûm edildi. Halen Taraf gazetesi iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarismasi genel yayın yönetmeni.

ESERLERİ:
* Dört Mevsim Sonbahar (roman) 1982 iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarismasi yılında yayınlandı.
* Sudaki İz (roman) 1985 yılında yayınlandı, toplatıldı ve müstehcenlikten yargılanarak mahkeme kararıyla toplatıldı.iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarismasi
* Yalnızlığın Özel Tarihi (roman) 1991'de basıldı. * Tehlikeli Masallar (roman) 1996 Ekim'inde yayımlandı ve rekor sayılacak baskı sayısına ulaştı.
* Karanlıkta Sabah Kuşları (deneme) Kasım iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarismasi 1997'de yayınlandı.


HAKKINDA YAZILANLAR
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarismasi
Kriz günlerinde aşk!
Handan AKDEMİR
Aktüel 14 Mayıs 2001

AHMET ALTAN, "İSYAN GÜNLERİNDE AŞK"TA 31 iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarismasi MART VAKASI ORTAMINDA GELİŞEN AŞKLARI, KORKULARI, İSYANLARI VE O GÜNÜN TARİHİNİ ANLATIYOR.. "ASKERLER İKTİDARA GELDİĞİ İÇİN İTTİHATÇILAR'LA BERABER KENDİLERİNE RAKİP OLARAK GÖRDÜKLERİ DİNDARLARI HEMEN YOBAZLIĞA VE GERİCİLİĞE İNDİRGEDİ. DİNİN BİR RAKİP OLARAK KENDİ KARŞILARINA ÇIKMASINI ENGELLEDİLER.."

Ahmet Altan, "Kılıç Yarası Gibi"yle akmaya başlayan "nehir"in ikinci kitabında, "İsyan Günlerinde Aşk"ta 31 Mart Vakası ortamında gelişen aşkları, korkuları, isyanları ölülerin öykülerinden kurgulanmış olarak anlatıyor. Kadınların gizemli, korkutucu sırları, aşkları ve "sık sık yırtılıp yeniden yazılan bir tarih."
* İktidar askerlikten daha heyecan verici olabilir mi? Romanınızda 31 Mart vakasını anlatırken Mustafa Kemal ve arkadaşları "Asker askerlik yapmalı siyaset yapmamalı" diyerek geliyor ama bir başka kahraman "Asker iktidarın tadını bir kez aldı mı bırakamaz" diyor.
- Doğrusu ben subayların bu kitabı okumasını çok isterim. Burada değişik asker ve subay tipleri var. O dönemde askerliği çok seven subaylar da vardı, siyaseti çok seven subaylar da. Tabii aralarında da ciddi bir mücadele. Bugün bu mücadele çok eksik Türkiye'de. Askerliği sadece askerlik için seven de vardır ama biz onları çok görmüyoruz. Daha çok siyaseti seven asker tipi toplumun önüne çıkıyor. İsmet İnönü "Asker derhal siyaseti bırakıp kendi mesleğine dönmeli" diye bildiri bile yayınlamıştı ama askerler dinlememişti. Bugün meselâ böyle bir tartışma yok. Askerliğe birçok açıdan bakılabileceğini görmek için subayların bu kitabı okumasını isterim gerçekten. Gerçek askerin subaylığı ve askerliği nasıl algıladığını görmek için.

* Osmanlı'nın birleştirici faktörü padişah mıydı? "Doktor iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarismasi başka bir yere gitse de doktordur ama bir padişah başka bir yere gittiğinde padişah değildir" diyorsunuz ama padişah gider gitmez askerler, İttihatçılar ve mollalar arasında savaş başlıyor...
- Çünkü iktidara talip olan birçok kurum padişahın varlığı nedeniyle kendi aralarında bir iktidar kavgası sürdüremiyor; en azından açıktan açığa. Padişah çekildiğinde ortada teslim alınacak bir iktidar kalıyor ve her grup bu iktidarı almak istiyor ve bunun için de kavga başlıyor. Türkiye problemlerinin hiçbirini halledemediği için yüzyıl önceki iktidar iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarismasi kavgası aynen devam ediyor. Yine askerler ve dinciler kavga ediyor.

* 23 Nisan marşlarının "Padişah kovuldu, düzen kuruldu" söylemi doğru olamaz herhalde?
- Kavga bitmedi ama. Türkiye'de iktidar aslında hiç kimse tarafından tam olarak sahiplenilemedi. Çünkü burada halka ait bir şey değil iktidar. Onun için halkın dışındaki güçler dövüşüp duruyor. İktidarı halka yayamadık; halk iktidarın bir parçası, sahibi olamadı. Ortada iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarismasi sadece iktidarın sahibi olmak isteyen gruplar kaldı. Bu grupların en güçlüsü de askerler ve dinciler.

* Aşk ve kölelik, tabiyet ve teslimiyet, inanç ve kulluk... Kitapta hem aşk hem de isyanda tekrarlanan temalar bunlar. Teba olmak neden huzur veren bir şey olmasın?
- Padişah huzurdan ziyade alışkanlık sağlıyordu. Teba oldukları zaman o kadar rahatsız olmuyorlardı çünkü tanrısal bir rolü vardı; ayrıca adam halife yani dini bir sıfatı da var. Onun için ona biat etmek, boyun eğmek onlara zor gelmiyor. Ama ortada padişah olmadığında birilerine boyun eğmek zor geldi. Bir kul bir kula nasıl boyun eğecek. Kaos bu yüzden çıkıyor. Teslimiyette bir huzur tabii ki var ama huzursuzluk da var. Ayrıca dönemin padişahı Abdülhamid çok kuvvetli bir karakterdi. Çok kuşkucu, vesveseli, hafiye teşkilatları kuran, insanların hayatını mahveden, bencil, paranoyaktı belki ama, yanısıra romana, müziğe, tıbba, nişancılığa, hayvanlara, hisse senetlerine meraklıydı. Kimse Pasteur'ü tanımazken onu davet etmişti. Herkes için kanlı bir adamdı, doğru ama, bu gerçek tek başına söylendiğinde artık gerçek değildir. Çünkü gerçek, birçok minik parçadan oluşmuş bir tablodur. Bu parçaların sadece bir tanesini gösterdiğinde yalan söylemiş olursun.

* Tarihi roman yazmak günümüzde geçen bir roman yazmaktan daha mı kolay? Romantik atmosferi garantileyen bir şey sağlamıyor mu?
- Hayır tam tersi, kıyaslanamayacak kadar zor. Bugünde geçen bir romanda bir şeyleri araştırmak zorunda değilsin; kahramanları kafanda yaratır, ilişkilerini biçimlendirir ve oturup yazmaya başlarsın. Ama tarihi romanda birçok araştırma yapmak, kitaplar okumak ,en zoru o karşına çıkan malzemeden en doğru kısımları seçmek zorundasın. Bir romanın kendi özel dünyasını kurarken tarihten aldığın gerçekliği onun içine yerleştirmek gerekir. Ama doğru, romantik olabilir çünkü dekor etkileyici bir sahne, bir isyan, bir ayaklanma.

* Kadınlar kendilerini anlamak, görmek için isyan bölümleriniyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarismasi bitmesini beklemek zorunda. Bu bekletme istedikleri şeyi vermeden önce onları heyecanlandırmak gibi erotik bir işlev görmüyor mu?
- Hiç böyle düşünmemiştim. Kitabımı okuyan birkaç kadın normalde bu bölümleri atlayacağını, ama zevkle okuduğunu söyledi. Ama benim yazarken böyle bir düşüncem olmadı.

* "Tarihin sık sık yırtılıp yeniden yazıldığı bir diyar" tanımı sadece bizim coğrafyamıza özgü bir şey mi?
- Tüm coğrafyalarda tarih biraz yalandır. Ama bizdeki yalan ölçüsü neredeyse bütününü kapsar hale geldiği için tuhaflaşıyor. 31 Mart olayının gerçeği ile bize anlatılan hali arasında büyük fark var. Sokaktaki insanları çevirin; kaç kişi bunun askeri bir ayaklanma olduğunu, o zamanki din alimlerden çoğunun bu ayaklanmaya karşı çıktığını bilir. Bize bir yalan olarak öğretildi. Biz sanıyoruz ki toplumdaki dincilerin hepsi bir anda 31 Mart'ta ayaklandı. Hayır öyle değil. Sadece İstanbul'da birkaç tabur asker ayaklandı, bunları kışkırtan mollalar vardı ama onların kim olduğu hâlâ bilinmiyor. Ayrıca askerin kendi içinde de bir ayaklanma ve çözülme yaşanıyordu. Subaylar "alaylılar" ve "mektepliler" olarak ikiye bölünmüştü ve birbirlerinden nefret ediyorlardı. Bütün bir yüzyıl boyunca, cumhuriyet tarihi boyunca din tehlikesine referans olarak gösterilen 31 Mart ayaklanmasının aslında ne olduğunu günümüzün okumuş yazmışları bile bilmiyorsa o zaman biraz bu tarihin yalan olduğundan söz etme hakkına sahip olmuyor muyuz? Ve şunu sorma hakkına: Niye bize bunun doğrusunu anlatmadınız? Bu yüzden biz tarihe her baktığımızda dehşete uğruyoruz. Çünkü baştan aşağı yalan. Zucker isimli bir Hollandalı tarihçi "Mustafa Kemal hakkında Mustafa Kemal'den başka hiçbir kaynak yok" diyor. Her meydana heykelini diktiğimiz bir kişi ve hakkındaki tek bilgi kaynağı kendisi. Tarihi bütün çıplaklığıyla gördüğümüzde bugünkü iktidarı da bütün çıplaklığıyla görürsünüz, çünkü bugünkü ilişkiler tarihteki ilişkilerin aynı.Onun içindir ki tarih bu ülkede başka herhangi bir ülkede olduğundan çok daha tehlikeli bir iştir.

* Kimin işine yaradı bu yalan tarih?
- Askerler iktidara geldiği için İttihatçılar'la beraber kendilerine rakip olarak gördükleri dindarları hemen yobazlığa ve gericiliğe indirgedi. Dinin bir rakip olarak kendi karşılarına çıkmasını engellediler. Dini sadece yobazlıkla özdeşleştirip aydınları biraz yarım aydın, biraz hacivat, biraz züppe gibi göstermeyi halkın gözünden düşürmek için kullandılar. Türkiye'de sadece bir tek tip dindar varmış gibi çizildi hep. 31 Mart ayaklanmasına karşı çıkan gerçek dindarlar vardı. Günah işlemekten korkarlardı ama cezalandırılma değil, tanrının sevgisini kaybetme korkusuyla.
......

28 Şubat'ın atası 31 Mart

Böyle olmadığını söyleyen tarihçi varsa çıksın


GÜNDEM GÜNDEM GÜNDEM

Doğan HIZLAN
Hürriyet 10 Haziran 2001

Göztepe'deki Hasan Paşa Apartmanı'nın 13. katına çıkınca, gördüm ki, Ahmet Altan çok satan bir romancının edebî rehavetini yaşıyor. Gazetelerde, dergilerde röportajları yayınlanmış, bilboard'larda yüzünü göstermişti. Bir çok kimsenin hayal edemediği bir rakama ulaşmıştı kitabın satışı; 50.000'e. Sorularımla biraz da bunun sırrını öğrenmek istiyordum. Bir bölümünü öğrendim, diğer bölümünü bulmak da eleştirmenlere kaldı. Benim gibi zor ağırlanır bir misafir için harekete geçti, çünkü beni tanıyordu, beş çayında ikram beklediğimi biliyordu. İsyan Günlerinde Aşk, şimdi her edebiyat severin okuma gündeminde. Onunla dostluğumuzun tarihi eskidir. Hürriyet dış haberlerdeki çalışmalarından, Bir Günün Hikáyesi’ne kadar uzayan bir iş arkadaşlığının pekiştirdiği dostluk. Önce anılar sohbeti başladı, arkasından sorular sökün etti. Elbette biraz birbirimize iğneli göndermeler yaptık. İnce alayın lezzetini birlikte çıkardık. 31 Mart İsyanı gibi herkesin bildiği ya da bildiğini sandığı bir konuyu romanlaştırdı. Aşklarıyla, siyasal ortamıyla, gerçek ve roman kişileriyle. Yeni romanında tarihten söz etmeyecekmiş. Öyledir yazarlar, başka konuları yazarak dinlenirler. Kitaplar, CD'ler, DVD'ler arasında gerçekleştirdik bu konuşmayı. Sanırım bu konuşmadan sonra, okuyanlar bazı sayfalara yeniden dönecekler, okumayanlar da epey ipucu bulacaklar.


Romanınızda 31 Mart vakasını dönem olarak anlatıyor ve hep söylenenin, okullarda öğretilenin aksine bunun bir gerici ayaklanması değil, asker ayaklanması olduğunu söylüyorsunuz. Çok daha yakın bir tarihte 28 Şubat'ı yaşadık. Bu ikisi bazı yanlardan benzerlik gösteriyor mu?


-Bizim yakın tarihimiz ne yazık ki karanlık bir tarih. Özellikle karanlık tutulmuş bir tarih. Tüm önemli noktaları saklanmış. Bütün devletlerde kan ve yalan vardır. Ama bizim tarihimizdeki yalan oranının çok yüksek olduğunu düşünüyorum. Çünkü bence bugünü biz geçmişteki bir yalanın üzerine inşa ediyoruz. Türkiye'deki iktidar yapısı geçmişteki yalanların üzerine inşa edildiği için bizde tarih çok ciddi bir tabudur. Ve onun için tarihçiler burda gerçekleri açıklamaktan korkarlar. Gerçekleri söyleyen bir tarihçinin başı büyük ihtimalle derde girer ve bunun çok örnekleri vardır.


FARK ENTELEKTÜELLERDEDİR

Resmi ve gayrı resmi tarih ayrımı nasıl olur?

-Resmi tarih, bir ülkede okullarda okutulan tarih demektir. Bütün devletlerin çocuklarına okuttukları tarihlerinde çarpıtmalar, kendilerini yüceltmeye yönelik yaklaşımlar vardır. Bir de gerçek tarih vardır. Ülkeleri birbirinden farklı kılan entelektüelleridir. Devletler kendi geçmişleri ile ilgili yalan söyleyebilirler. Ama o devletlerin entelektüelleri bu yalanları açığa çıkartır.

TARİH BİZDEN SAKLANIYOR

Bizde eksik olan bu mu?

-Bence maalesef fevkalade eksik. Mesela 31 Mart'ı ele alalım. Biz 31 Mart'ı bir irtica ayaklanması olarak biliyoruz. Bize öyle bir öğretildi ki, bir mürteci takımı silahlandı ve sokağa döküldü. Ama gerçek bu değil. 31 Mart bir askeri ayaklanma. Evet, dini motiflerle ayaklanmışlar, ama ayaklananlar asker. Ama tarih bunu bizden saklıyor. Çünkü, Türkiye'nin siyasi yapısına bakarsanız, ordu siyasetin içindedir. Ve bir ülkede ordunun siyasetin içinde olabilmesi için meşru bir nedene ihtiyacı vardır. Meşru bir neden de, bir iç düşman olmasıdır. 31 Mart, orduyu siyasetin içinde tutacak bir neden olarak günümüze kadar yaşadı.

Bu çizgiyi 28 Şubat'a kadar çekebilir misiniz?

- 28 Şubat da bence aynı şey. Mürteci ayaklanması olacak diye asker hoş bir deyimle postmodern darbe yaptı ve iktidardaki gücünü daha da pekiştirdi. Ama bence Türkiye'de hiçbir zaman bir mürteci ayaklanması ihtimali yoktu, 28 Şubat'ta da yoktu. Ülkenin istihbarat şefi de bir açıklama yaptı, bu ülkede bir irtica ayaklanması tehdidi yoktur diye.


28 Şubat'ta 31 Mart'tan farklı olarak kamuoyu desteği var mıydı? Yoksa bu destek oluşturuldu mu?


-Bence ikisi de doğru. Şunu yapabilirim. Bana iki televizyonla iki gazete verin, Türkiye'de katiller ordusunun her gün insanları sokaklarda öldürdüğüne bütün bu halkı inandırayım. Bir gün içinde adi cinayetleri arka arkaya haberlerde vereyim, o gün on tane adam öldürüldüyse bir katliam gibi çıkar. Ve onları bastırmak için bir askeri harekatın gerekli olduğuna halkı inandırırım. 31 Mart'ta bir din motifi vardı. Bu gerçek. Ama mürteciler ayaklanmadı, bu gerçeğin saptırılmış biçimde yansıtılmasıdır. 28 Şubat'ta evet, şekil olarak hükümette mürteci görüntüsü veren bir parti vardı. Ama bir mürteci ayaklanma ihtimali yoktu. Gerçek bir başkasının işine yarayacak biçimde sunuldu.


31MART’IN KORKU BİRİKİMİ


Bütün bunların ardında toplumsal ve siyasal nedenler mi yatıyor?


- 31 Mart'la başlayan bir korku birikimi var toplumun içinde. Mürteciler gelecek ve bizi kesecek diye. Onun için 31 Mart'ta söylenmiş yalan çok önemli. 31 Mart askeri bir ayaklanma olarak bilinirse, bunun ordu içindeki bir disiplin sorunu olduğu da anlaşılır. Benim sorunum şu, neden biz çocuklarımıza bunu öğretmedik. Tarihçiler bu konuda kitaplar yazdı. Tek tek kitaplardan söz etmiyorum. Tarihçilikde bir müessessedir. Neden bu gerçeği toplumun ruhuna nüfuz edecek biçimde tarihçi müessesesi bize gerçeği anlatmadı.


31 Mart Vakası'nı anlatırken belli bir tarih tezinden yararlandın mı?


-Ben tarihi en iyi anılardan öğrenebileceğimize inanıyorum. En azından edebiyat için iyi malzemenin anılarda ve tarih kitaplarının dip notlarında saklı olduğunu düşünüyorum. 31 Mart'ı yazarken o günleri yaşamış insanların gün be gün tutukları notlardan, anılardan, haberlerden yararlandım. Ben bir tarihçi değilim, böyle bir tezle ortaya çıkamam. Zaten romanın bir teze sahip olmasını yadırgarım. Sadece 31 Mart'ı anlatırken bir yalanla karşılaştım, bize okullarda öğretilenle gerçek arasında çok büyük fark var. Ve bu farkı tarihçiler biliyor. Bunu bilmeyen biziz. Resmi ideoloji, resmi tarih dediğimiz şey bir tür rutubet gibi bu yalanın içimize sızmasına yol açmış. Bunu bir tez olarak değil bilgi olarak söylüyorum. Askerler ayaklanmış. Bunun böyle olmadığını söyleyen bir tarihçi varsa çıkıp söylesin. O zaman şu soru geliyor. Bunu bütün tarihçiler biliyor da biz neden bu kadar geç iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması öğrendik?


HİÇBİR ŞEY DEMEDİLER


Tarihçileri gerçekleri söylememekle suçluyorsunuz. Hiç tepki almadınız mı?


- Hayır almadım. Normalde bir şey söylemeleri gerekiyordu ama hala söylemediler. Ya bu adam uyduruyor diyecekler ya da biz evet biraz gerçekleri anlatmakta geride kaldık diyecekler.


İYİ BİR EDEBİ MALZEMEDİR KADIN


Kadını anlatmanın bir yazar için ciddi bir meydan okuma olduğuna inanıyorum. Ayrıca iyi bir edebi malzemedir kadın. Çok karmaşık, çok iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması değişken ve derinliğine doğru ardı ardına duygu birikimleri saklayabilen bir yapısı var. Ve ben şuna inanırım, kadını iyi anlatan yazar iyi bir yazardır.



Mesela sokulmak kelimesi erkeksi bir kelime iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması değildir. Kadın sokulur. Halbuki erkek aşık. olduğu zaman sokulmak ister. Bence bu kadınsı yan, erkek aşık olduğunda ortaya çıkar ve ancak kadınsı yanlar ortaya çıktığında da aşık olabilir. Aşık olduğu zaman dilimleri dışında erkekte sevilme isteği çok yoğun değildir.



Türkiye kadınsız bir toplum. Türkiye'nin aslında tartıştığı bütün sorunlar kadın sorunudur. Türkiye'de din sorunu yoktur, kadın sorunu vardır. Yapılan bütün tartışmaları dinleyin, o tartışma beşinci dakikadan sonra iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması bir kadın tartışmasına döner. Kadın kapanacak mı açılacak mı?



ORHAN PAMUK'LA YARIŞMIYORUZ


Satış bakımından Orhan Pamuk'la yarıştığınız görüşü egemen. Böyle bir yarış var mı gerçekten?


- Edebiyat bir satış yarışması değildir. Ayrıca iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması Orhan benim edebiyat dünyasındaki en iyi dostum diyebileceğim bir adam. Bence yazarlığın kendisine çok yakıştığı birisi. Bir yazarı tarif etmek istesem Orhan gibi birisini tarif ederim. Ama edebiyat anlayışlarımız tamamen farklı. O anlamda birbirimize rakip olduğumuzu düşünmüyorum. Sadece ikimiz aynı işi yapıyoruz, bunun dışında bir ortaklığımız yok. Çok farklı kanallardan iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması çok birbirine benzemez biçimlerde yazıyoruz. Böyle bir yarışma bende yok, Orhan'da da yoktur.



PARMAK İZİ GİBİ BABA OĞUL İMZASI


Bir parmak izi gibi baba oğul imzası olduğuna inanırım. Babamla çok benzemezliğimize rağmen çok da ortak noktalarımız olduğuna inanırım. Bir kere mesleklerimiz aynı. Yani sadece babam değil, aynı zamanda ustam. Ki bu ilişkiyi çok daha yoğun bir hale getiriyor.



BEŞERİ ZAAFIM OKUNMAYI İSTEMEK



Ben edebiyata, yazıya sığınıyorum. Herkesin hayatla temasta çektiği sıkıntılardan sığınacağı bir yer vardır. Tanrı ve tarih, tabii ki ikisi de çok görkemli ve insana önemsizliğini göstererek çektiği acının da aslında çok önemli olmadığını hatırlatır ve bir tür teselli sağlar. Edebiyat bana güçsüzlüğümü değil, gücümü göstererek iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması beni kurtarıyor.



Edebiyatın iki parçası vardır. Bir, yazarın yazısını yazdığı yer. Orda yazar hiç bir beşeri zaafa sahip değildir. Gerçekten bir Tanrı gibidir. Ama yazı, kitap bittikten sonra da edebiyatın ikinci yeri çıkar ortaya. Orası edebiyatın saflığının bozulmuş bölümüdür. Evet çok okunmak isterim. Bu benim beşeri zaaflarımın ortaya çıktığı yerdir. Bütün yazarlarda da olduğu kanaatindeyim.

Ben yazı yazarken yeryüzünde benden başka birisinin yaşadığını bile unuturum. Eğer aklıma gelirse korkarım. Ancak başka insanları unutursan yazı yazabilirsin. Başka insanlar aklındaysa çok zorlanırsın çünkü onlara göre yazı yazmaya çalışırsın. Bu da edebiyatı bozar. Mekanikleştirir.
Xxxxxxx


Ahmet Altan'a sürpriz tanık!
03 Ekim 2002

Ahmet Altan'ın Almanya'nın Offenbach kentinde yaptığı konuşmayı Fransız Ahmet başlığıyla duyuran Milliyet gazetesinin haberiyle ilgili iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması tartışmalar sürüyor.

"Konuşmayı yalnızca biz izledik" diyen Milliyet'in bu haberine karşın, Hessen Radyosu Muhabiri Muharrem Özsöz "Ben de oradaydım ve Ahmet Altan konuşmasının hiçbir yerinde 'Türk erkekleri ağızları kebap, üzerleri yağ kokuyor, Türk erkekleri her şeye maydonoz oluyor, Türk erkekleri ahmak' gibi cümleler kullanmadı" diye konuştu. Özsöz, bandın çözümünü de "bianet.org" ve "gazetem.net" sitelerine gönderdi.

Avrupa Parlamentosu Milletvekili Ozan Ceyhun da, Milliyet'in Altan hakkında yaptığı yayında kendisini ahlak ve yasadışı yollarla kaynak gösterdiğini söyledi. Hukuki yollara başvuracağını belirten Ceyhun "Hiç alışık olmadığım bir sahtekârlıkla karşılaştım. Ve bunu çok sevip saydığım Milliyet gazetesiyle yaşadığım için üzgünüm" dedi..

Ahmet Altan da yaptığı açıklamada "Bu cümlelerin bana ait olmadığını, konuşmamda böyle sözler söylemediğimi açıkladım ve Milliyet yönetiminden konuşmanın bandının yayınlamasını istedim" dedi.

Altan, bizzat Milliyet Genel Yayın Müdürü'ne gönderdiği açıklamanın yayınlanmadığını da belirterek, şöyle konuştu:

"Mehmet Yılmaz bu açıklamayı yayınlamadı.iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması Bunun yerine, Almanya'daki toplantıya katılanlara 'tuzak sorular' sordurarak 'yalancı şahit' yaratmayı seçti.

Almanya'da Hessen Radyosu'ndan Muharrem Özsöz, elindeki bandı telefondan Milliyet yöneticilerine dinletti.

Mehmet Yılmaz, bandı dinlemesine ve konuşmama ekledikleri cümlelerin bana ait olmadığını görmesine rağmen, dürüstlüğe ve ahlaka asla uymayan bir biçimde, 'benim sözlerimi inkar ettiğimi' yazdı.

Bana iftira atarken, Milliyet gazetesine de ihanet etti. Kendi koltuğunu kurtarmak için gazetesinin güvenilirliğini tehlikeye attı.

Almanya'daki konuşmamın tam metni, 'gazetem.net' sitesinde yayınlandı ve bütün gazete yöneticileriyle, köşe yazarlarına gönderildi.

Konuşmamı ve Milliyet gazetesinin iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması yazdıklarını yanyana okuyan herkes, nasıl ısrarlı bir şekilde iftira atılabildiğine şahit olacak.

Şimdi sormak istiyorum, 'istifa' iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması müessesi sadece politikacılar için mi geçerlidir? Gazeteciler istifa etmeyi bilmez mi? Gazetesini kendi yalanlarına alet eden, grubunun yayın ilkelerini hayasızca çiğneyen bir genel yayın yönetmeni görevinde kalabilir mi? Yalan söylediği, iftira attığı açıkça kanıtlanan birini genel yayın müdürlüğünde tutanlar, onun suç ortağı olmayı kabullenmiş olmaz mı?

Eğer Türk medyasının bazı üyelerinin iftira atması bu kadar kolaysa, iftira böylesine doğal karşılanıyorsa, iftira atanlar kendi meslektaşları tarafından cezalandırılmıyorsa, bu ülkenin halkını bu ülkenin medyasından kim koruyacak?

İsmet Paşa'nın sözünü değiştirerek sorarsak, Türk halkını Türk medyasından korumak için dışardan medya mı getirelim?".


Altanlar'a eleştiri


Gazcı Kardeşler

Oray Eğin
Akşam 29 Ocak 2010

Hep iktidara yakın gazeteciler oldu..iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması. Başbakanlarla kadeh tokuşturanlar, Köşk'ten çıkmayanlar, Cumhurbaşkanı'nın şapkasını taşıyanlar... Kimileri manipüle edildi, talimatla yazı yazdırıldı, dezenformasyon kampanyalarından kullanıldı...
Ama eskiden bu işlerde belli bir denge olurdu... Mesafeyi tutturamayanlar elenirdi. İktidara yakınlığı bir gazetecilik tarzı olarak benimseyenleri ise belli bir rezervle okurduk zaten.
Oysa bugün mesafe ve denge tamamen ortadan kayboldu, gazeteciler kendilerini tam anlamıyla iktidara iliştirdi. Özal'a yakın gazetecilerde de, Demirel'in kolladıklarında da, Ecevit döneminde de böyle angaje olmamıştı en iktidar meraklıları bile...
Şimdi her biri birer parti komiseri, özel kalem müdürü, basın bülteni gibi.
Bu değişim nasıl oldu acaba?
Sanırım geçmişteki iktidara yakın iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması gazetecilerin şöyle bir özelliği vardı: Birkaç hükümet görüp, Ankara'daki çarkların nasıl işlediğini çözmüşler ve asgari denge ister istemez sağlanmıştı. İktidarı ilk kez tatmıyordu o gazeteciler, pek çoğu bugünün kazananlarının yarın kaybeden olabileceğini tahmin ediyordu sanırım.
Şimdikiler ise ilk kez iktidarın nimetlerinden faydalanıyorlar. İlk kez ciddiye alınıyorlar, hadi daha avam söyleyelim, adam yerine konuluyorlar. İlk kez para kazanıyorlar. İlk kez uçaklara davet ediliyor. İlk kez siyasetçilerle 'enseye tokat' ilişki kuruyorlar. İlk kez yalıda oturuyorlar. İlk kez Başbakan evlerine geliyor.
Doğal olarak bir şaşkınlık yaşıyorlar... 'Ne oldum delisi' oluyorlar...
Mehmet Barlas gibi İsmet İnönü'yle misket oynayarak büyümediler ki, iktidarla ilişki kurma alışkanlığı bugün de Başbakan'ın yanağını okşamaya varsın...
Kısacası, geçmişte görmediler, şimdi gözleri açıldı ve o açlıkla saldırıyorlar.
Tecrübesiz olduklarından, iktidarın sonsuza kadar kimseye vaat edildiğini anlamadıklarından da, kendilerini bu hükümete angaje etmekten hiç mi hiç çekinmiyorlar. 'Bu dönemde ne toplarsak bizim karımız, sonra yine kimse bizi adam yerine koymaz' diyorlar.
Dün bir fotoğraf vardı... Bir otelde toplanmış gazeteciler, adlarının sözde darbe planında sözde tutuklanacaklar listesinde olmasına itiraz ediyorlar. Arkalarında da Soros çocukları. Nasıl keyifliler, nasıl mağdur olmanın tadını çıkarıyorlar, nasıl bunun PR'ını yapıp kendilerine reklam malzemesi yapıyorlar.
Oysa birkaç sene önce... Mehmet Altan iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması dediğiniz adam sırf soyadına hürmeten haftada bir yazdırılıyordu, kimse yüzüne bakmıyordu... Şimdi iktidara akıl öğretiyor... Emre Aköz dediğiniz karısıyla bedava gezilere gidiyor, bedava gittiği gezilerin reklamını yapıyordu... Şimdi uçaklarda ağırlanıyor... Ev kadınlığından devşirme olanı kulak çubuğuyla nasıl ocak temizlediğini anlatıyordu köşesinde, alkolü fazla iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması kaçırdığı boş vakitlerinde de kadınların kafasına bira şişesi fırlatıyordu... Artık Çankaya'ya davet ediliyor... Hasan Karakaya eskiden ciddiye alınmıyordu. O da Başbakan uçağının kadrolularından.
Nereden nereye... Bütün 'sonradan görmeler' gibi iktidarı da, gücü de sonradan görenlerde doz aşımı kaçınılmazdır.
Ve artık Başbakan Erdoğan bile iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması isyan etti bu adamlara... İllallah dedi, 'Gaz vermeyin' diye isyan etti...
'Otel lobisi mağdurlarına' söylenecek bundan güzel söz var mı.

10 Mayıs 2010 Pazartesi

''iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması''

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
çok güzel başlayan ama acıyla biten bir aşk hikayesi yazıcam arkadşlar size..
bu hikayede ayrılık,hastalık ve intikam var.. iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
2 yıl önce nisan ayındaydık gene.günlerden 7 nisan eve yeni net bağlattırmıstım.herkesten duyduğum bir site vardı.oraya bende üye oldum ve çok hoşuma gitti.ordan bi çocukla tanıstım.aynı şehirdeydik çok güzeldi muhabbetimiz 1 hafta kadar hep sabh akşam sürekli konustuk.1 hafta sonra tam 14 nisanda nete msneye girince bir ileti buldum benimle çıkarmısın yazıyordu iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
evt seviyordum o çocuğu nasıl sevmekti bi anlık anlamamıstım ama onla konusunca herseyi unutuyordum.ve o gün çıkmaya başladık 1 ay devam etti ama ne olduysa 1 ay sonra büyü bozulmaya başlamıstı hep ağzından gidicem ben snei mutlu edemiyorum lafı çıkıyordu..oysa ben onla öyle çok mutluydum ki..daha fazla zaten sürmedi ayrıldık.. ama arkadşlığımız devam etti o 2 ay sonra başka biriyle çıktı . biz gene konsuyorduk onla her konusmamıs bana acı veriyordu.seviyordum onu gün geçtikçe de daha çok bağlanıyordum.BEn kan kanseri olmustum artık hiç bişi umrumda deildi.sadece onu düşünüyordum onun bundan haberi yoktu. iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması bi gün buluşmak istedi son kez göreyim dedi ama ben ölüyordum o sıra hastanede yatıyordum ona şehir dışındayım demiştim. Ama bir gün hastanede beni görmüstü.hersey ortaya çıkmsıtı ama ben o gün yanımda olan kuzenimi sevgilim diye tanıstırmıstım.bana çektiktirdiklerinin hesabını sormak için. o gün sabaha kadra içmiş hem hasta olduğumdan hem pişmanlık duyduğundan iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
benim hastalığım daha da ilerledi ameliat oldum.
ve bir gün ii hissettiğim gün kendimi dışarı çıkmsıtım kuzenimle gene bizim hep takıldığımız kafe vardı oraya gittim kapıdan bir girdim tam karşımda yanında bir kızla . beni görür görmes ayağa kalktı bn ise o an dışarı çıktım . peşimden geldi. neden dedi neden böyle bişi yaptın hani beni seviyordun dedi. ben ise ona sende beni seviyordun bi zmanalr unutma dedim en son lafım ise yıllanmıs şarap gibi bir ömürlüktün şimdi ise bira gibi bi içimliksin dedim..
hala onu seviyorum ve hastanede yatıyorum onun ise hayatında başka biri var ama hergün hastane kapımda 1 demet papatya oluyor eminki o koyuyor onalrı çünkü hastanede yattığımı biliyor.oda beni seviyor ama gururu sevgisinden ağır basıyor

unutmayın arkadşlar gururun olduğu yerde aşk olmaz... iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması

9 Mayıs 2010 Pazar

güzel iyinet frmtr trkygnclr başladı webmaster seo yarışması

Güzel Başlamıştı
Ben veda etmeyi pek beceremem.iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması Duygularımı da pek açığa vuramam zaten, hele bu veda çok daha zor geliyor. Aslında hiç böyle bir son görüşmeye gerek yoktu. Ama insanın kanı durmuyor işte., ne varsa bu son anlarda.?
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
Senden hatırlamanı bile istemiyorum., sadece temizliği ve saflığı yaşatalım bu aşkı kalbimizin bir kuytu köşesinde!... Ne güzel başlamıştı. İkimizde gençtik deli doluyduk, coşkunluğumuzun son safhasında kanımızın iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması kaynadığı bir anda gördük birbirimizi, sevdalandık. Geceler boyu uykusuz kaldık birbirimizi düşünmekten, en güzel heyecanları, en güzel bakışları yaşadık. Hemen aşkı yaşadık, zamanı durdurup utançları ve sitemleri yaşadık. Kavgaların en güzellerini de biz yaptık. Çünkü barışmakta ayrı bir zevk veriyordu bize. Sevdik, sevildik, doruğuna vardık kutsal duyguların.Aşk yeminleri ettik tutamayacağımızı bile bile. iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması Günlerce aylarca yalnız ikimiz varmış gibi yaşadık. Ne alaylı bakan gözlere, ne karşı çıkan büyüklere, ne de dost sözüne aldandık. Kendi ateşimizde yandık, en önemlisi bir birimizi anladık. Romantik şarkıları serin aksam üstüleri yaşadık seninle. En güzel çiçekleri verdin bana. Rüyalarda bile hep ikimiz vardık. iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması Gerçek aşkı tattık bunu sende biliyorsun. Öyleyse hep aynı duygularla kalmalı değil mi? Biz birlikte olmasak da... güzel başlayan çok güzel yaşanan bu aşkı aynı temiz duygularla bitirmeliyiz. Şimdi de ayrılığın en güzelini en acısını yine biz yaşıyoruz... Ne dersin bu da Allah’ın bir lütfü değil mi bize? Lütfen ağlama. Neden benimkilerle yarışıyor göz yaşların? Sen benim güçlü kocaman sevgilim değil misin? Güçlüsündür sen... seni hep böyle hatırlamak istiyorum, haydi sil gözyaşlarını. Hava da kararmak üzere, zaman bize hep acımasızdı zaten. Yine öyle çabuk olmamızı istiyor herhalde. Sana bir şey söylemek istiyorum. Mavi gömleğin sana çok yakışıyor bir daha kız tavlamaya niyetlenirsen bu sözlerim aklında bulunsun. Bir de küçük bir istek arkana dönüp bakma tamam mı her şey burada bitsin, hoşça kal.

23 Nisan 2010 Cuma

Çocuk trkygnclr webmaster seo Kanalında Porno

Çocuk Kanalında Porno

n

Disney Channel'ın Şili Yayınında İnanılmaz Bir Skandal Yaşandı.

FOTOGALERİ

Şili Depreminden iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması İlk Fotoğraflar
çocuklar için yayımlanan bir Disney Channel programında bir anda TV ekranlarında Playboy'un sadece yetişkinler için olan iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması programı yayına girdi.

Bir anda ekranda beliren görüntülerle yaşanan şok birkaç dakika boyunca sürdü. Teknik bir arızadan kaynaklandığı açıklanan bu davetsiz yayının ardından tekrar Mickey Mouse ve arkadaşlarının macerasından oluşan çizgi film yayınına geri dönüş yapıldı.Birçok yetişkinin olayı.

Kablolu yayın operatörü, hatanın sistemin update edilmesi sırasında teknisyenlerin çalıştırdığı bazı programlardan kaynaklandığını belirtse de Şili Hükümeti oldukça kızgın. Şili Ulusal Televizyon Konseyi iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması olayı "Kabul edilemez ve çok vahim" olarak nitelendirdi ve kablolu yayın şirketinden bu yayına maruz kalan çocukların ailelerine bir açıklama yapmalarını istedi. Ayrıca bu olayın ilk kez yaşanmadığı da ortaya iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması çıktı. iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması

Geçen ay da bir başka kablolu TV operatörü,iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması tam 2 saat boyunca ABD'nin Güney Carolina bölgesinde çocuk yayınına karışan ağır porno görüntüleri nedeniyle özür dilemişti.

9 Nisan 2010 Cuma

Türkiye'de Artık 1 Numaralı Tehdit

Türkiye'de Artık 1 Numaralı Tehdit


Resmi büyütmek için tıklayın

Eset, Bilgisayarlara Yönelik Mart Ayı Türkiye Tehdit Raporu'nu Açıkladı.




Yaza formda girin. Zayıflama konusunda en güzel bitkisel desteğiniz.
PC veri hırsızı kategorisinde değerlendirilen Win32/Agent, kişisel bilgileri çalıyor. Bu zararlı yazılım, online oyunlardan bulaşan ve Türkiye'de aylardır en yüksek tehdit olan "Win32/PSW.OnLineGames" adlı virüsü bile geride bıraktı.(Avrupa Tehdit Altında)

ThreatSense.Net analizlerine göre hazırlanan rapor

ESET'in raporlama ve takip sistemi iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması ThreatSense.Net analizlerine göre hazırlanan bilgisayarlara yönelik Mart ayı Türkiye tehdit raporu, yeni bir tehditin en üst noktaya ulaştığını gösteriyor. Geçen ay Win32/Agent'ın Türkiye'de hızla yayıldığını belirleyen ESET, tüm tespitlerin % 6.54'ünü oluşturan Ajan'ın tehditler arasında birinciliği ele aldığını tespit etti.(Eset 6 Ay Uzattı) iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması

"Win32/Agent" adlı uygulama, internet üzerinden iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması kullanıcının haberi bile olmadan bilgisayara bulaşıyor. ESET bu zararlı yazılımı, PC veri hırsızı kategorisinde değerlendiriyor. Win32/Agent etiketi birçok taşıyıcıdan yararlanarak yayılan geniş bir yelpazedeki zararlıları tanımlıyor. Bu grubun üyeleri belli başlı davranış biçimleri ve önemli kullanıcı bilgilerini uzaktaki saldırgana yönlendirebilmeleri ile ayırt edilebiliyorlar. iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması

30 Mart 2010 Salı

8. sınıf türkçe dersi

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
1 Aşağıdaki cümlelerden hangisi kendi içinde çelişkili anlam taşımaktadır?
A)Bu yarışı sonuna kadar sürdüremezsin
B) Gece gündüz demeyip çalışarak işi bitirir
C) Tarih dersini sevdiğim kadar kimyayı da severim
D) Çelik gibi iradeli adam sigarayı bırakamaz

2 Hangi cümlede mecaz anlamıyla kullanılan bir kelime vardır?
A) Günlerce ondan hiçbir haber alamadım
B) Bahçenin etrafını dikenli tel ile çevirdim
C) Fırsatı kaçırdığıma hala yanarım
D) Söyleyecek hiçbir sözüm yok

3 “Sanatı bir fabrika ürünü gibi gören bütün fikirlere karşıyım Sanatın gerçekçi ve yararlı olabilmesi için dini, milli ve ahlaki özellikler taşıması gerektiğine inanıyorum”
Parçada sanatla ilgili olarak, aşağıdakilerin hangisinden söz edilmemiştir?
A) Sanat bir ürün değildir, tekdüze olamaz
B) Yararlı olması için özelliklere sahip olması gerekir
C) Topluma faydalı olması gerektiğinden
D) Kültürel değerlerle iç içeliğinden

4 “Bana öyle geliyor ki bu çiçek ve bülbül mevsimi gelmeyecek; karlar, yağmurlar kesilmeyecek; artık bir daha bahar, toprağımızı şenlendirmeyecek” diyen bir insan için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Kuşkulu B) Karamsar
C) Tedbirli D) Kaygılı

5 Aşağıdaki cümlelerden hangisi bir paragrafın giriş cümlesi olabilir?
A) Sonunda böyle diyeceğini sezmiştim
B) Zaten başka şekilde konuşması mümkün değildi
C) Bu sözlerin ne anlama geldiğini uzun uzun düşündü
D) Arkadaşım, günlerce benimle konuşmamıştı

6 Aşağıdakilerden hangisi somut bir isimdir?
A) Fikir B)Akıl C)Ses D)Sevgi

7 “Kızgın adam: ‘Bu eşek, diyordu, bu eşek şimdi hepimizden daha insandır; siz anlayamazsınız bunu!’ diyordu”cümlesinde hangi türden zamirler vardır?
A) İşaret, şahıs, soru
B) Belgisiz – şahıs – işaret
C) İşaret – şahıs – işaret
D) Soru – şahıs- ilgi

8 “Kötü”kelimesi aşağıdakilerin hangisinde sıfat olarak kullanılmıştır?
A) Hastanın durumu kötü görünüyor
B) Dostun iyisi kötü günde belli olur
C) Kötü bakıyordu düşmanına
D) İnsanın kötüsünü arkadaş edinme


9 Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kaba kelimesi farklı bir görevde kullanılmıştır?
A) Kaba sözleriyle kalbimizi kırdı
B) Kaba bir adam olduğunu anladık
C) Ahmet sınıfın en kaba konuşanıydı
D) Kaba döşeklerde oturmayı sevmiyordu
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
10 Aşağıdaki cümlelerin hangisinde farklı bir tamlama kullanılmıştır?
A) Sarışın adam daha cesaretliydi
B) Zor soruları kimse çözemiyor
C) Yazılı soruları çok zordu
D) Küçük çocuk koşarak annesine gitti

11 “Çalışamıyorum” fiilinin olumlu ve soru şekli aşağıdakilerin hangisidir?
A) Çalışıyorum mu? B)Çalıştım mı?
C)Çalışabiliyorum mu? D) Çalıştırıyorum mu?

12 Aşağıdaki fiillerin hangisi birleşik zamanlıdır?
A)Göremezsin B) Görmediler
C)Oturuyorsunuz D)Başlayacakmış

13 Aşağıdaki kelimelerin hangisi yapısına göre diğerlerinden farklıdır?
A) Bilgi B) Bilse
C) Bilgiç D)Bilge
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
14 Hangi kelimenin kökü çeşidi yönünden diğerlerinden farklıdır?
A)Konak B)Uçurtma C)Yolcu D) Gezgin

15 “Serçe kuşu yuvasını yapıyordu”cümlesinde geçen fiilin çatı özelliği hangi şıkta verilmiştir?
A) Etken-geçişli B) Etken- geçişsiz
C)Edilgen- geçişli D) Dönüşlü-Oldurgan

16 “Dün okulda eski öğretmeniyle görüştü”cümlesinin yüklemi aşağıdakilerden hangisine uygundur?
A) Edilgen B)Geçişli C) Dönüşlü D)İşteş

17 Aşağıdaki kelimelerin hangisinde sert sessiz yumuşaması vardır?
A) Topumuz B)Sepetimiz C)Ocağımız D)Parkımız
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
18 Onu görmek istiyordum Beni kabul etmedi “Bana bak ( )”dedim “Neden böyle davranıyorsun( )”dedim
Parantezle belirtilen yere hangi noktalama işaretleri konmalıdır?
A) ( ! ) ( ? ) B) ( ) (, ) C) ( ) (? ) D) (: ) ( ; )

19 “Hakkıdır,hakka tapan milletimin istiklal”cümlesi kurallı bir cümle haline getirilirse öğelerinin dizilişi nasıl olur?
A) Özne, nesne, yüklem B)Özne, yüklem
C)Yüklem, zarf tümleci yüklem D)Yüklem, nesne

20 Aşağıdakilerden hangisinde edilgen çatılı bir eylem kullanılmıştır?
A) Büromuza dün müfettişler gelmişler
B) Seni ne kadar aradığını söylüyordu
C) Gözlerini ufka diken yaşlı adam ağlıyordu
D) Defterlerimiz toplandı



iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması

1- D 2-C 3-C 4-C 5-D 6-C 7- B 8-B 9-C 10-C 11-A 12-D 13- B 14-C 15-A 16-D 17-C 18- A 19-B 20-D