21 Haziran 2010 Pazartesi

Yalım iyinet frmtr trkygnclr webmaster Erez seo yarışması hayatı

Yalım Erez hayatı ( 1944)
Yalım Erez

İşadamı. Sanayi eski bakanı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) eski başkanı. Haznedar Tuğla başkan vekili.

1944'te Van'da canlı hayvan ihracatçılığı yapan İhsan Erez'in ilk oğlu. Erez ailesi 1951'de İstanbul'a göçtü. İstanbul'daki ilk yıllarında, Van'da başlattıkları canlı hayvan ihracatını sürdürdüler. Müteahhitlik yıllarının ardından 1952'de sanayicilik macerası başladı… Merter'de ateş tuğlası üreten Haznedar Tuğla fabrikası satılıyordu. Baba Erez üretime 1927'de başlayan bu iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması. Önce inşaat sonra ateş tuğlası üretimine geçti.

Yalım Erez İstanbul Üniversitesi Kimya Mühendisliği Fakültesi'ne girdi. Öğrenci olaylarının en yoğun olduğu yıllarda öğrenci cemiyeti başkanlığı yaptı. Bir gün arkadaşları ondan izinsiz boykot yapınca, önce okula gelip boykotu kırdı, ardından da öğrenimine son vererek babasının fabrikasında iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması etti. Erez, 1999 yılında Star Gazetesi'nde yayımlanan röportajında Jale Özgentürk'e o yılları anlatırken "Radikal olmadım hiçbir zaman. Sağ-sol ayrımı yapmadım. Doğrulardan yana oldum" diyor.

160 çalışanlı Haznedar Tuğla'yı, kardeşi Zekai Erez'le birlikte yürütüyor. "Dünyanın hiçbir ülkesinde üretim yapmak isteyene bu kadar zorluk çıkarılmaz" diye yakınmasına karşın sanayiciliği, üretmeyi, başarının karşılığını hemen almayı çok seviyor.

1978'de İTO yönetim kurulu üyesi olan baba Erez'den bu görevi devraldı. 1982'de başkanvekili, 1988'de de başkan oldu. Siyasete giden yolun taşlarını bu örgütlerden döşedi… iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması arasında başkanlık yaptı. Bu süre içinde Türkiye'yi bir baştan bir başa dolaştı. 1995'te DYP'den Muğla milletvekili oldu. 53-54-55'inci hükümetlerde sanayi bakanlığı yaptı. Siyasete geçince görevlerini oğlu Salih ve kardeşi Zekai Erez'e devretti.

Anayol, Refahyol, Anasol… Bu hükümetlerin hepsinde hem kurucu oldu hem 'dağıtıcı'. Siyaset sahnesinde kısa bir dönem de olsa etkin rol oynadı. Basına verdiği demeçte DYP Lideri Tansu Çiller'i politikaya kazandırdığını söyledi. Çiller'in A takımında yer aldı. Kimine göre değişimin, kimine göre de siyasetteki bozulmanın sembolüydü…

Aralık 1998'de ise kısa süreli siyasi yaşamının en önemli sorumluluğunu üstlendi. Hükümeti kurmakla görevlendirildi. Ancak başbakanlığın kapısından döndü. Sonra da kendi nitelemesiyle "politikaya" kısa bir süre için ara verdi." İş yaşamına döndü.

Evli, üç çocuk babası.


HAKKINDA YAZILANLAR

Büyük Kulüp Üyesi
Para, 10-12-95

(. . . . ) Kamuoyunda, Hükümetler kurup hükümetler düşüren patronlar kulübü' olarak bilenen ve merkezi Istanbul'da olan Cercled'Orient (Büyük Kulüp), Başbakan Necmettin Erbakan'ın RP-DYP koalisyon hükümetine de bakan olarak üç üye verdi: Nafiz Kurt, Mehmet Ağar ve Yalım Erez. Cercled'Orient, (Tansu Çiller'in) bundan önceki koalisyon hükümetlerinde Cercle d' Orient'nçi ve DYP'li sözkonusu üç bakan Erez, Ağar ve Kurt, hükümet protokolü çerçevesinde icraatları yakından takip edecek, dış dünyaya güvence teşkil edecek. (. . . )



Yalım Erez
Gülçin Telci
Hürriyet 19 Ağustos 1995

Saha kenarında durup, ortasında oynamış kadar etkili olabilecek düzeyde akıllı. . . Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB) siyasete karışmasının Anayasaya aykırı olduğunu hatırlatanlara, "Tobb Başkanı olarak değil, vatandaş Yalım Erez olarak hareket ediyorum" diyecek kadar cüretkar.

·Bakanlara ayağa kalkmadan, "Sen şöyle otur, sen öbür tarafa geç" diyecek kadar güçlü bir kişi. . . Oyunu kendi kuralına göre oynamayı seven ve kendi kuralını "gücünü güçlendir" şeklinde izah eden Erez, Başbakanlık koltuğuna taşıdığı Tansu Çiller'e "Erkek kardeş eksikliğimi giderdim" dedirtecek sevgisini kazanmış. . . Tabi aynı şekilde Yalım Erez de, Çiller için, "Kızkardeş eksiğimi giderdim" diyerek sevgisini ve bağlılığını sergiliyor. . .

·Yakın çevresinin "Sen Başbakan olacak adamsın" dediği Yalım Erez, kendisi milletvekili seçilemeyince, bir dönem Bedrettin Dalan'a, daha sonra da hem İstanbul Ticaret Odası'nda, hem de TOBB'da kendisine danışmanlık yapan Tansu Hanım'ın seçilmesi için büyük destek verdi.
·
* Her an için politikaya tekrar atılmayı düşünen Erez'in dost çevresine göre beklentisi şöyle: "Kızkardeşi, Yani Tansu Hanım Çankaya'ya çıkacak. Çıkarken de elini Yalım Erez'e uzatıp, onu Başbakan yapacak. . . "
Yalım Bey, Anayasa değişikliği ile milletvekili koltuk sayısının artmasına en çok sevinenler arasında. . . Geçen seçimlerde iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması, belli ki bu kez bacadan girmeyi deneyecek!. .

* Azarları ile ünlü
Yalım Erez, son yıllarda iş dünyasına yönelik "azarlamalarıyla" da dikkati çekti.
Sakıp Sabancı'ya, "Klinik vaka" dedi.
Ege Sanayi Odası Başkanı (EBSO) Selim Yaşar'a "mülayim" demeyi uygun gördü.
Türkiye'nin notunu düşüren, sonra da artırmayan Standard and Poor's temsilcileri, TOBB'u ziyaretlerinde yine Yalım Bey'Den iyi bir azar işitti. . . "Türkiye iç borçlarını aksatmadan öder mi?" sorusunu sorduklarına bin pişman ayrıldılar Erez'in yanından. . . Erez onlara, "İç borç ödemelerimiz sizi niye ilgilendiriyor. Bu soruyu nasıl sorarsınız" diye çıkıştı. . .
* Rahmi Koç ise, Erez'in değişik bir uygulamasıyla karşılaştı. Erez, bu uygulamasıyla Koç'a bir anlamda TÜSIAD Yüksek İstişare Başkanı'yken hükümete yönelik sert eleştirilerinin bedelini ödetmiş oldu.
Rahmi Koç, kendisinin Milletlerarası Ticaret Odası Başkanlık koltuğuna oturması şerefine verilen ve TOBB'un ev sahibi olduğu yemekte boş masalara konuşmak zorunda kaldı. Oysa Koç'un çabası ile kuruluşunun 75. yılında Milletlerarası Ticaret Odası'nda başkanlık bayrağı Türkiye'ye geçmişti. . .
* Bülent Eczacıbaşı'nın başkanlığı döneminde üyesi olduğu derneğe karşı sert çıkışları yüzünden TÜSIAD'ın Haysiyet Divanı'ndan "uyarı alan ilk üye" olma şerefine de kavuştu Yalım Erez. . . Bu uyarıdan sonra, istifasının isteneceğini önceden öğrenip, hemen kendisi istifa etti TÜSIAD'dan. . .
·Zamanın TÜSIAD Başkanı Halis Komili'ye ise, "Şov yapma, ben daha iyisini yaparım" diyerek, iyi bir "showman" olduğunu vurguladı.

* Görevini uzattı
Prof. Doğu Ergil'e hazırlattığı Güneydoğu Raporu'nun kamuoyunda büyük yankı uyandırması üzerine, TOBB'a bağlı odalardan çatlak sesler yükselmeye başladı. Ama Erez için bu sesler o kadar önemli değildi. . . iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması bu olayın Anayasa'ya aykırı olduğunu savunup, dava açmıştı, ama Türkiye'deki mahkemelerin hali belliydi. . .
Oda seçimlerinin bir yıl ertelenmesi, "Yalım Bey gelecek genel seçimlerde yine milletvekilliğine aday olacak. İşini sağlama alıp, zamanını bir de TOBB seçimlerine harcamak istemedi herhalde" yorumlarına da yol açtı. . .

* Yalım Bey, Güneydoğu raporu öncesi, TOBB'un etkin olduğu bir başka örgüte, İktisadi Kalkınma Vakfı'na bir rapor hazırlattı. Bu rapor, pek suya sabuna dokunmayan, sanki nabız yoklayan bir havadaydı.
* Yalım Erez, daha sonra basına yolladığı bir mektupla, Güneydoğu sorununun çözümü için, "Korsika Modeli"ni önerdi.


Manzara
Taha Kıvanç
Zaman 15 Ağustos 1995

Türkiye'de birçok liderin neredeyse müşterek burcu olan Akrep, Yalım Erez'in de burcu olarak karşımıza çıkıyor.

Erez, bir dergideki söyleşide şöyle diyor:
* "Ne zaman bir dernek, birlik, kulüp gibi yere gitsem, bir süre sonra lider olurum. Liderlik benim hamurumda var. Ancak, hayatımın hiçbir döneminde hiçbir yere, hiçbir kimsenin desteğiyle gelmedim. Liderliğe hep kendim öğrenerek, kendi çalışma ve gayretimle sahip oldum. "
İlkokulda sınıf mümesilliği ile başlayan liderlik onu şimdilik TOBB Başkanlığı koltuğuna kadar getirmiş. Ailesi ile ilgili olarak Erez şunları söylüyor:
"Baba tarafım aşirete mensup bir aileydi. Babamın ilk ismi olan Enis, babamın dedesinin ismiydi. Dedem ise Pirey Ağa olarak tanınan yörenin namlı bir aşiret reisiydi. 1951 yılına kadar Van'da büyüdüm. Sonra ilkokul çağlarımda Istanbul'a geldik. "

20 Haziran 2010 Pazar

Yücel Sayman hayatı

Yücel Sayman hayatı için konumuzda bulunmaktasınız.( 1939)
1939 Konya doğumlu
1958 yılında Saint Joseph Lisesi’ni, 1962’de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi
1963 yılında İstanbul İstanbul Çüniversitesi Hukuk Fakültesi’ne asistan olarak girdi.
1969 yılında Strasbourg Hukuk Fakültesi’nde doktorasını verdi.
1978 yılında doçent oldu.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ‘Devletler Özel Hukuku’ Anabilim dalında öğretim üyesi
1996 Ekim ayında İstanbul Barosu Başkanlığı’na seçilen avukat dr. Yücel Sayman, 1992 yılından bu yana Uluslararası Avukatlar Birliği Başkan Danışmanı sıfatıyla birliğin yönetim kurulu üyeliğini de yapıyor.

18 Haziran 2010 Cuma

Sinema oyuncusu Yavuz Hekim hayatı

Sinema oyuncusu Yavuz Hekim hayatı

Yavuz Hekim, 3 Kasım 1977 İstanbul doğumludur. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'e doğal haliyle benzerliğinden ötürü gelen tekliflerle ilk olarak Latife Hanım isimli belgesel filmde rol alarak oyunculuğa adım atmıştır. Aktörlük mesleğini benimsemesiyle çeşitli oyuncu koçlarında eğitim alan Yavuz Hekim, Mehmet Ali Birand'ın yaptığı Latife Hanım isimli belgesel filmin ardında Mustafa Altıoklar'ın yaptığı Emret Komutanım isimli yapımda Atatürk'ü canlandırmıştır. Akabinde TRT 1 tv için yapılan yapımcılığını Nuran Bayer'in yaptığı Mustafa Kemal’den Atatürk'e isimli filmde ve Tahsin İşbilen'in yönettiği Türk Milleti Hazırdır isimli filmde Atatürk'ü canlandırmıştır. İzmir Ekonomi Üniversitesi ve Afyon Kocatepe Üniversitesi’nin düzenlediği tiyatral etkinliklerde'de Atatürk'ü canlandıran Yavuz Hekim, 2009 ekim ayında İsrail'in Jaruselam ve Telawiv kentlerinde çekilen yönetmenliğini İsrail'li yönetmen Dan Wolman'ın yaptığı Valley of Strength isimli sinema filminde bir Osmanlı askeri ateşesini oynamıştır. İtalyan yönetmen Giulio Tarantino'nun yaptığı çekimleri İtalya Bologna'da yapılacak olan Matrioska The Last Take isimli sinema filminde oynamak üzere anlaşan Hekim, 2010 mayıs ayında bu projede yer alacaktır. Yavuz Hekim bir çok üniversitelerde ve kurumlarda girişimcilik ve başarı stratejileri konularında konferans vermiştir ve vermektedir. Birçok devlet büyüğünden takdir belgeleri ve plaket alan Hekim, çalışmalarını yurt içinde ve yurt dışında sürdürmektedir.

13 Haziran 2010 Pazar

2. beyazı hayatı

Beyazid(2.)hayatı bu sitede yayınlanmaktadır. ( 19.09.1447)- (27.06.1512)
Osmanlı padişahlarının sekizincisi.

Saltanatı: 1481-1512
Babası: Fatih Sultan Mehmed Han - Annesi: Sitti Mükrime Hatun
Doğumu: 3 Aralık 1447 Vefatı: 26 Ağustos 1512

Küçük yaştan itibaren tam bir ihtimamla yetiştirilen şehzade Bayezid, devrin en mümtaz alimleri elinde tahsil gördü. Yedi yaşında iken, Amasya valisi oldu. 1473 Otlukbeli Savaşı'na sağ kol kumandanı olarak katıldı. Babası Fatih Sultan Mehmet'in ölümü üzerine, 20 Mayıs 1481'de tahta geçti.

Ancak Bayezid, kardeşi Cem Sultan'ın muhalefeti ile karşılaştı. Bursa'yı alan ve adına hutbe okutan Cem'e karşı, Yenişehir savaşını kazanan Bayezid duruma hakim oldu. Fakat Cem meselesi sona ermedi. Tersine olarak bu iş, doğu ve batı devletlerinin en çok ilgilendikleri bir problem halini aldı ve imparatorluk bu yüzden daimi bir tehdit altına girdi. Çünkü Papa, Cem vasıtasıyla Avrupa'da Osmanlılara karşı büyük bir ittifak kurabilmek için faaliyete girmişti. Ona göre Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılması için en müsait vakit gelmişti. İşlerin tehlikeli bir yola girdiğini gören Bayezid Han, bu sebeple 16 Ocak 1482'de Venediklilerle bir anlaşma imzalayarak hristiyanlığın en kuvvetli uzuvlarından birini felce uğrattı ve zahiren de olsa onların dostluğunu temin ederek, 17 yıl Osmanlılar aleyhindeki teşebbüslere seyirci kalmalarını sağladı.

Boğdan voyvodasının yıllık vergisini ödememesi ve aleyhte faaliyetleri üzerine 1484 yılında sefere çıkan Bayezid, 15 Temmuz'da Kili ve 11 Ağustos'da Akkerman kalelerini fethetti. Bu sırada Sultan Bayezid'in Dulkadir Beyliği üzerindeki hakimiyet meselesi yüzünden, Mısır-Memlük sultanı ile arası açıktı. Daha sonra Memlüklülerin, Cem Sultan'a sahip çıkarak onu Bayezid'e karşı kışkırtmaları ve Osmanlı hacılarına karşı güçlük çıkartmaları iki devlet arasında bir harbe sebebiyet verdi. Belirli aralıklarla altı sene süren savaş, küçük birliklerin vuruşmaları şeklinde cereyan etmiş ve kesin bir netice elde edilememiştir.

Sultan Bayezid, kardeşi Cem'in 1495'te Napoli'de vefat etmesinden sonra , Osmanlı Devleti'nin dış politikasına başka bir yön verdi. 1498 senesi ilk ve sonbaharında Silistre sancakbeyi Bali Bey kumandasında 40 bin kişilik akıncı birliği, Lehistan'a Osmanlı tarihinin en büyük akın hareketlerini gerçekleştirdiler. Bu arada Venediklilerin Mora üzerine tecavüzî hareketlerde bulunması üzerine de Sultan, 1499'da Mora seferine çıktı. 25 Ağustos'ta İnebahtı, 9 Ağustos 1500'de Modon ve 16 Ağustos'ta Koron Venediklilerden alındı.

Bayezid Han batıda daha önemli fetihlere başlama noktasında iken, doğuda büyük bir tehlike ile karşı karşıya kaldı. Bu sebepten dolayı, 1502'den sonra zamanını Safevi hükümdarı Şah İsmail'in türlü entrikalarını karşılamaya hasretti. Memlüklülerle birlikte ona karşı askeri tedbirler aldı. Fakat bilhassa onunla bir ihtilafa düşmemeye çalıştı. Çünkü Anadolu'da kalabalık bir halk kütlesi, Şah İsmail tarafını tutuyordu. Nitekim 1511'de patlak veren Şahkulu Baba Tekeli isyanında Kütahya'yı ele geçiren ayaklanmalar güçlükle bastırılabildi.

Sultan Bayezid'in son yılları saltanatı ele geçirmek isteyen oğullarının mücadelesine de sahne oldu. Neticede kardeşlerine karşı daha dirayetli olan ve yeniçeriler tarafından da desteklenen oğlu Selim'e, Allahü teala mübarek etmesi dileğiyle saltanatı teslim etti (25 Nisan 1512).

Bayezid Han daha sonra Dimetoka'daki saraya giderken Abalar köyü mevkiinde hastalanarak 26 Ağustos 1512 günü vefat etti. İlim sahibi, takva, adalet ve merhametten ayrılmayan, vakarlı ve hilmiyle meşhur bir padişah olduğu için "Veli Bayezid" olarak da bilinir. Bayezid meydanında kendi külliyesi ile birlikte caminin inşası bitince padişah olduğu için; "Her kim ömrü boyunca ikinde ve akşam namazlarının sünnetlerini terk etmemiş ise, ilk Cuma namazında o imam olsun" buyurmuştu. Bu hususta kendisinden başka kimse çıkmamış, sulhde ve seferde hiçbir sünneti bırakmadığı için namazı kendisi kılmıştır. Sultan Bayezid'in mührünü taşıyan sayısız yazma eserin Türkiye ve Avrupa kütüphanelerinde bulunması onun kültür faaliyetleri arasında dikkati çekmektedir. Memleketin her tarafında imar faaliyetlerini devam ettirdi. Yaptırdığı en önemli eserler arasında, Amasya'da medrese, cami ve zaviye, Edirne'de bir darüşşifa ve İstanbul'da Bayezid Camii, medrese ve imareti başta gelmektedir.